Bundan önceki yazılarımızda üretim, maliyet kavramlarını inceledik. Bu kavramlardan ayrılmayan ve sık, sık, birbirlerinin yerine karıştırılarak kullanılan ‘Gider, Harcama, Ödeme” kavramlarını irdelemeyi amaçladım. Gündelik hayatımızda her birimiz bu kavramları da zaman, zaman kullanırız.
Gider: (İngilizcesi: Expense) Mal veya hizmet üretebilmek için işletmelerin katlanmak zorunda oldukları unsurlardır. Örnek verecek olur isek: Elektrik gideri, su gideri, kırtasiye gideri vb. Bunlar aynı zamanda evimiz için de geçerli olan kavramlardır. Bunların ortak özellikleri: Gider kavramından bir varlığın tüketilmesi kastedilir. Bir varlığın yok edilmesi, bir başka amaca ulaşmak adına kullanılması en önemli belirleyici unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Para veya eşdeğer bir varlık transferi söz konusu değildir.
Harcama: (İngilizcesi: Spend) Bir mal, hizmet veya yükümlülük nedeniyle ödenen para veya borçlanmadır. Harcamada ödeme yapılmadan yapılan borçlanmaları da içerir. Harcama kavramını şöyle sınıflandırabiliriz. Günlük (cari) harcamalarımız, ileriye dönük yatırım harcamalarımız (tasarruflarımız), transfer harcamalarımız.
Cari harcamalarımız: Kendimizin veya aile bireylerimizin gün içerisinde yaptıkları küçük tutarlı alış-verişler bunlara en iyi örneklerdir. Bunların ödemesini her zaman nakit yapmayabiliriz. Bu harcamalarımız da her zaman nakit kullanmayabiliriz. Kredi kartı kullandığımız zamanda veya daha sonra elden ödeme yapıldığı zaman, harcamalarımızı borçlanma olarak yapmış oluruz.
Yatırım harcamalarımız: Sarraftan ziynet eşyası almak, borsadan menkul kıymet almak, gayrimenkul vb. almak örnek olarak verilebilir. Bu harcamalarımızda da özellikle gayrimenkul alımlarında nakit, nakit yerine geçen diğer kıymetli değerler verildikten sonra bir miktarda uzun vadeli borçlanıldığı zamanlar oluyor. Bu borçlanmalarda yatırım harcamalarımı kapsamındadır.
Transfer harcamalarımız: Kendimizin her zaman yetişemediği işlere bizi temsilen aile bireylerimizin veya işletme temsilcimizin yaptığı harcamalardır. Bu harcamaların en belirgin özelliği; doğrudan bizim mal veya hizmet alış-verişimiz olmamasıdır. Örnek verecek olur isek: Verilen zekât, sadaka, vb. Hayır kurumlarına yapılan bağışlar. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyacının giderilmesi vb. dir. Bu harcamalar bizim ihtiyacımız için değil; sosyal fayda için yapılmış olmalıdır.
Ödeme: (İngilizcesi: Pay) Bir mal, hizmet, yasal yükümlülük veya hayırseverlik sebebiyle para veya para eşdeğerinde bir varlığın karşı tarafa teslim edilmesidir. Ödeme kavramı doğrudan tüketim veya borçlanma ile ilişkili olmayabilir. Üretim ile doğrudan ilgili de değildir.
Ödemeleri: Vergi, para cezaları, önceki borçlanmalarımız vb. zorunlu ödemeler ve isteğe bağlı ödemeler olarak sınıflandırabiliriz.
Ödemeler: Ödeme araçlarına göre de; nakit, çek, menkul kıymet transferi veya mahsuplaşma (Karşılıklı hesaplaşma) şeklinde de yapılabilir.
Sonuç olarak; Güzel Türkçemizi yerli yerinde kullanmalıyız. Kavram kargaşasına yol açmamalıyız. Giderlerimiz de tasarruflu davranıp, harcamalarımızı kontrol altına almalıyız. Ödemelerde sıkıntıya düşmemeliyiz. Bu bizim hem işletmemiz hem de küçük bir işletme sayılan aile ekonomimizin iyiliği ve sosyal hayatımızın huzuru için önemlidir.
Gelecek yazılarımızda görüşmek üzere hoşça ve dostça kalınız.