BERAT KANDİLİ
1-İlmihallerde Berat Kandili Nasıl Anlatılmıştır?
Geleneksel halk dindarlığınca önemli kabul edilen gecelerinden biri de Berat Kandili’dir. Üç aylardan Şaban’ın on beşinci gecesi Berat gecesi olarak dua ve ibadetlerle kutlanır. Mesela bazı İlmihallerde Berat gecesi şöyle anlatılmıştır:
“Kameri aylardan Şaban ayının on dördüncü gününü on beşinci gününe bağlayan gece Berat gecesidir. Berat sözü ‘berâet’ kelimesinin kısaltılmış şeklidir. Borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak demektir. Buna göre ‘Berat Gecesi’ günahlardan kurtuluş gecesi demektir. Müslümanlar tarafından bu gecenin derin bir saygı ve heyecan ile kutlanmasının sebebi budur.”
Berat gecesinin önemine işaret etmek için bu gece meydana geldiği söylenen birtakım olaylardan da bahsedilmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:
Cenab-ı Allah Duhan suresinde, “Biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik…” (Duhan, 44/3) buyurmuştur. Bazıları bu mübarek gecenin Şaban’ın 15’nci gecesi olan Berat Gecesi olduğunu iddia etmişler ve bu gecenin dört adı olduğunu söylemişlerdir. Bunlar: Mübarek Gece, Berae Gecesi, Sakk Gecesi ve Rahmet Gecesi. Berae ve Sakk Gecesi’yle ilgili, haraç tamamen alındığı zaman beratlarını, temize çıkmalarını dile getiren bir Sakk, bir senet yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece günahlarını affederek mümin kullarına beratlarını yazar, denilmiştir. Bu sebeple bu gece, Berat Gecesi diye meşhur ol- muştur.
Kimi müfessirler, “Biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik” ayetini, Şaban’ın on beşinci gecesinde Kur’an-ı Kerim’in topluca Levh-i Mahfuz’dan, yani Allah katından dünya semasına indirildiği, oradan da Cebrail aracılığıyla birtakım olaylar üzerine bölüm bölüm Hz. Muhammed’e (sav.) gönderildiği şeklinde yorumlamışlardır. Ancak bu yorumun Kur’an ve sünnetten bir dayanağı yoktur. (İbn Kesir, 3/658-659).
Hâlbuki tefsir âlimlerinin büyük çoğunluğu Duhan suresinde bahsedilen mübarek gecenin Berat Gecesi değil Kadir Gecesi olduğunu belirtmişlerdir:
“Sözü edilen mübarek gece, Ramazan ayındaki Kadir gecesidir. Çünkü Kur’an’ın Ramazan ayında (Bakara, 2/185) ve Kadir gecesinde (Kadr, 97/1) indirilmeye başlandığı açıkça ifade edilmektedir. Söz konusu gecenin Şaban ayının 15’nci gecesi olduğunu söyleyenler var ise de Kur’an’ın açık ifadesi karşısında bu tür görüş ve rivayetlere itibar edilmez. Âlimlerin çoğunluğu da bu geceyle Kadir gecesinin kastedildiğini söylemişlerdir.”
Kur’an’ın tamamının Berat veya Kadir Gecesi’nde, Allah katından (lehv-i mahfuzdan) Cebrail’in de içinde bulunduğu melekût âlemine veya semaya indirildiği, oradan da Hz. Peygamber’e 23 yılda parça parça gönderildiği şeklinde bir açıklama varsa da bunun, vahye dayanan sağlam bir dayanağı yoktur.
Müslümanlar önceleri Kudüs’e doğru yönelerek namazlarını kılıyorlardı. Daha sonra “… Artık namaz kılarken yüzünü Mescidi Haram tarafına döndür…” (Bakara, 2/144) ayeti gereği kıble değiştirildi ve Müslümanlar Kâbe’ye dönerek namaz kılmaya başladılar. Birliğin sembolü ve tarihi bir olay olan kıble değişikliğinin Berat Gecesi’nde gerçekleştiği belirtilmiştir. (Bk. Lütfi Şentürk-Seyfettin Yazıcı, AGE, s. 365).
Ancak Kıble değişikliğinin farklı tarihlerde ve mekanlarda, gece değil gündüz, öğle namazında gerçekleştiğine dair kuvvetli görüşler de ileri sürülmüştür.
Berat Gecesi’nde; yaratılmışların bir yıllık rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, yaşayıp veya öleceklerine, ecellerine, hacıların sayılarına dair Allah tarafından meleklere bilgi verileceği de beyan edilmiştir.
Ancak bu iddiaları destekleyen ilmî veriler tespit edilememiştir. Kur’an’ın Berat gecesinde indirildiği, bütün hikmetli işlerin icra için görevlilere tebliğ edildiği gecenin, Şaban ayı ortasına rastlayan ve sonraları Berat Gecesi diye anılan gece olduğuna dair rivayetler sağlam değildir…
Ayrıca İlmihallerde Peygamberimiz ’in bu nimetleri veren Allah’a şükran borcunu yerine getirebilmek için hem Berat Gecesi’ni ihya ettiği söyleniyor, hem de Berat gecesine mahsus bir ibadet olmadığı belirtiliyor.
Şu hâlde, Berat gecesiyle ilgili rivayetlerin çelişkili ve tutarsız olduğu, Hz. Peygamber ve ashabının o geceyi ihya ettiklerine, o geceye mahsus özel ibadet yaptıklarına dair kaynaklarda sahih rivayetlerin bulunmadığı anlaşılıyor.
2-Berat Gecesi Rivayetleri:
Buna rağmen Berat Gecesi’yle ilgili bazı rivayet vardır. Onlardan meşhur olan ikisi şöyledir:
a- “Allah Teâlâ –rahmetiyle- Şaban’ın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelp Kabilesi koyunlarının tüylerinin kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizi, Savm, 39).
b- “Şaban’ın ortasında, gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der.” (İbn Mace, İkame, 191).
Allah dünya semasında nasıl tecelli edecektir, oraya nereden gelmiştir? Allah kullarının isteklerini yerine getirdikten ve fecir doğduktan sonra nereye gidecektir? Mekândan münezzeh olan Allah’a bu rivayetlerle bir mekân verilmiş olmuyor mu?
Evreni Cenab-ı Allah yaratmıştır ve yüce Allah evrenden çok çok büyüktür. Peki, nasıl oluyor da evrenden büyük olan Allah, dünya semasında tecelli edebiliyor?
İnsana şah damarından daha yakın olan (Kaf, 50/16) ve nerede olursa olsun sürekli insanlarla beraber bulunan Allah’ın (Hadid, 57/4), Berat Gecesi dünya semasına tecelli edip oradan insanlara seslendiğini iddia etmek doğru değildir ve ayetlerle çelişmektedir. Peki, Berat gecesi dışında başka bir gece de af dileyen, tövbe eden kimseyi, Allah affetmez mi?
Eserlerinde bu hadislere yer veren Tirmizi ve İbn Mace, bu rivayetlerin senet yönünden zayıf olduklarına da işaret etmişlerdir…
Berat gecesi hadisleriyle ilgili Mısırlı ünlü âlim Yusuf el-Karadavi de şöyle demiştir:
“Şaban ayının on beşinci gecesi hakkında sıhhat derecisine ulaşan herhangi bir hadis gelmemiştir. Âlimlerin hassen kabul ettikleri bazı hadisler vardır. Ama bazı âlimler de bunlara zayıf deyip Şaban ayının on beşinci gecesi hakkında herhangi bir sahih hadis olmadığını belirtmişlerdir. Bazı yerlerde yaşayan insanların bu gecelerde okuyup basarak dağıttıkları duaların ise aslı yoktur.”
3-Berat Gecesinde Yüz Rekât Namaz:
Berat Gecesi’ne özel on iki, on dört veya yüz rekâtlı nafile namaz kılınacağı da rivayet edilmiştir.
“Şu kadar var ki, Berat Gecesi’ne ait ibadet ve namazlardan söz eden hadislerin hepsinin uydurma olduğu hususunda hadis bilginleri görüş birliği içindedir (Bazı bilginler bu konuyu geniş bir biçimde incelemişlerdir. –mesela bk. Ali el-Kari, el-Mesnû, 259; Lûkuevî el-Âsar el-Merfû’a, 70 vd–). Bu sebeple, bu gece için on iki, on dört, yüz rekât gibi muayyen rekâtları olan namaz kılınması, dini dayanaktan yoksun bir iş olur…”
Berat Gecesi’nde kılınacağı rivayet edilen yüz rekatlı nafile namazla ilgili Yemenli ünlü âlim Şevkâni de şöyle demiştir:
“’… Kim Şaban’ın orta (Berat) gecesinde yüz rekât namaz kılar da her rekâtta Fatiha’dan sonra on kere Kul hüvallahü ehad okursa Allah onun her dilediğini yapar’ mealindeki hadis uydurmadır. Böyle yapan kimseye verilecek sevap hakkındaki bu sözün uydurma olduğunu, aklı başında herkes anlar. Şaban’ın orta gecesi namazı hakkında çeşitli bölgelerde yayılan rivayetlerin hepsi batıldır…”
Bu namazla ilgili ünlü hadis bilgini İbn Kayyim el-Cevziyye’nin görüşleri de şöyledir:
“Sünnet ilminin kokusunu koklayıp da bu tür hezeyanlara aldanan ve bu namazları kılan kimselere hayret doğrusu! Bu namaz İslâm tarihinde hicri dördüncü asırdan sonra uyduruldu. Mescid-i Aksa ile ilgili hadislerin uydurulmasıyla devam edildi. Şaban ayının ortasındaki gecede namaz kılma ile ilgili birçok hadis uydurulmuştur.”
Ünlü İslâm âlimi Ali el-Kâri, Berat gecesi namazının hicri 400/1010 yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını kaydetmiştir (El-Esrarü’l-Merfûa, s. 462). Yüz rekâtlı Berat gecesi namazının ilk defa hicri 468/1056 yılında Kudüs’te Mescidi Aksa’da kılındığını ve zamanla yaygınlık kazanarak Sünnet gibi telakki edildiğine dair rivayetler de nakledilmektedir.
4-Kaynaklarda Berat Gecesi Nasıl Anlatılıyor?
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı yayını olan bazı önemli eserlerde Berat Gecesiyle ilgili bilgiler verilmiştir. Mesela Regaip ve Berat Geceleriyle ilgili Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nde özetle şöyle bir değerlendirme yer almıştır:
Müslüman toplumlar tarafından farklı şekillerde algılanan Kandil Gecelerinden Regaip ve Berat‘ın kutsallığı kesin olmadığı gibi bu gecelerde ifa edilecek ibadetler hakkında da kaynaklarda sahih bilgilere rastlanmamıştır… Peygamber ve ashabı döneminde bu gecelerle ilgili herhangi bir etkinliğin yapıldığı da tespit edilememiştir.
Bazı âlimler de Berat Gecesi’ne mahsus olmak üzere belli bazı ibadet ve kutlama şekilleri çıkarıp âdet haline getirmenin İslâm’da yerinin bulunmadığını söylemişlerdir. Kaynakların bildirdiğine göre Berat Gecesi’ne ait özel bir namaz da yoktur…
Diyanet İşleri Başkanlığı yayını olan Dini Kavramlar Sözlüğünde de Berat Gecesi’yle ilgili şu tespitlere yer verilmiştir: “Bu geceye mahsus olmak üzere belirlenmiş ibadet yoktur. Hatta bazı âlimler, belli ibadet ve kutlama şekilleri ihdas edip âdet haline getirmenin din de yerinin bulunmadığını söylemişlerdir …”
5- Berat Gecesi Kutlaması Sonradan Çıkarılmıştır:
“Hafız b. Recep’in ‘Letâifu’l-Maârif’ adlı eserinde belirttiğine göre, Berat Gecesi kutlama geleneneği, Ma’dan, Mekhul ve İbn Âmir gibi Şamlı tabiilerden kalmıştır. Onlar bu geceye saygı gösterir, bu gece çok ibadet yaparlardı. Bu âdet onlardan başkalarına da geçti. Ancak bu geceyi ihya hususunda da Şamlı bilginler arasında iki görüş vardır: Birine göre bu geceyi, mescitlerde namaz kılarak ihya etmek müstehabtır. Diğerlerine göre, bu gece mescitlerde toplanıp cemaatle nafile namaz kılmak, vaaz edip hikâyeler anlatmak, dua etmek mekruhtur. Fakat kişi kendi kendine namaz kılabilir.”
Bu rivayetlere göre Berat gecesini kutlamanın hükmü bir yerde müstehab, bir yerde de mekruh olarak belirtilmektedir. Öyleyse Berat Gecesi kutlamayı, bazı âlimler hoş karşılamış, bazı alimler ise hoş görmemişlerdir. Peki, bunların hangisi doğrudur? Bir Müslüman bunların hangisine uymalıdır?
Berat Gecesi’nin tartışmalı olduğunu İslâm hukuku uzmanları da söylüyor. Mesela Prof. Dr. Hayrettin Karaman Hoca bu konuda şöyle diyor:
“Berat Gecesi belli değildir. Bunun, Kadir gecesi olduğunu söyleyenlerin delilleri daha kuvvetlidir. Bu gece olduğu söylenen Şaban’ın orta gecesi (Berat Gecesi) hakkında rivayet edilmiş hadisler vardır, ancak bu hadislerin sıhhati tartışmalı olduğu gibi, sağlamca olanların içinde de ‘berat’ kelimesi geçmemektedir. Hz. Peygamber ve sahabe devirlerinden sonra bazı âlimler ve halk bu geceyi ibadetle geçirme şeklinde bir davranış içine girmiştir. Bunlara göre de o geceye mahsus bir ibadet yoktur…”
Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Berat Gecesi’yle ilgili kutlamaların ve bu geceyle ilgili haberlerin tamamı problemli olup güvenilmesi mümkün olmayan rivayetlerdir.
6- Sonuç
Bir Müslüman Cuma namazlarını kılıyor, beş vakit namaza devam ediyor, varsa malının zekâtını veriyor, imkânı olduğu için ömründe bir defa Hac görevini ifa ediyor, Ramazan orucunu tutuyor, ana-babasına, eşine, çocuklarına sahip çıkıyor, akraba ve komşularıyla iyi geçiniyor ise beratını almış demektir. Bir Müslüman haktan, hukuktan ayrılmıyor, adaletle iş yapıyor, yalan söylemiyor, haksızlık yapmıyor, doğruluktan sapmıyor, siyasete, bürokrasiye, ekonomik gücüne dayanarak hak gaspı yapmıyor ise, kanunlara saygılı oluyorsa, vatanını, milletini, devletini seviyor ise o zaten beratı hak etmiş demektir. Böyle biri Berat Gecesi’ni en güzel şekilde kutlamış olmaktadır.
Kur’an ve Hz. Peygamber’e tabi olan bir kimsenin yardımcısı sadece Allah’tır. Bir Müslümanın sadece Berat Gecesi değil, bütün geceleri ibadetle dolu, aydınlık ve bereketli olmalıdır…
Sonuç olarak Kur’an’da bahsedilmeyen, hadislerde yer almayan, Hz. Peygamber ve sahabelerin hayatına girememiş bir Berat Gecesi’nin dini bir gece olarak kutlanmasını anlamak mümkün değildir. Böyle gecelere ait özel ibadetler uydurup uygulamanın İslâm ile bir alakası yoktur. Ancak Allah rızası için nafile namaz kılıp, oruç tutup dua etmek isteyenler her gece, her gün bu dua ve ibadetlerini yapabilirler. Dua ve nafile ibadetler için özel bir geceye ihtiyaç yoktur…
Bu duygu ve düşüncelerle Cenabı Allah cennet beratını alanlardan olmayı nasip etsin… Geceniz bereketli geçsin…
1-İlmihallerde Berat Kandili Nasıl Anlatılmıştır?
Geleneksel halk dindarlığınca önemli kabul edilen gecelerinden biri de Berat Kandili’dir. Üç aylardan Şaban’ın on beşinci gecesi Berat gecesi olarak dua ve ibadetlerle kutlanır. Mesela bazı İlmihallerde Berat gecesi şöyle anlatılmıştır:
“Kameri aylardan Şaban ayının on dördüncü gününü on beşinci gününe bağlayan gece Berat gecesidir. Berat sözü ‘berâet’ kelimesinin kısaltılmış şeklidir. Borçtan, suç ve cezadan, hastalıktan kurtulmak demektir. Buna göre ‘Berat Gecesi’ günahlardan kurtuluş gecesi demektir. Müslümanlar tarafından bu gecenin derin bir saygı ve heyecan ile kutlanmasının sebebi budur.”
Berat gecesinin önemine işaret etmek için bu gece meydana geldiği söylenen birtakım olaylardan da bahsedilmiştir. Bunlardan bazıları şöyledir:
Cenab-ı Allah Duhan suresinde, “Biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik…” (Duhan, 44/3) buyurmuştur. Bazıları bu mübarek gecenin Şaban’ın 15’nci gecesi olan Berat Gecesi olduğunu iddia etmişler ve bu gecenin dört adı olduğunu söylemişlerdir. Bunlar: Mübarek Gece, Berae Gecesi, Sakk Gecesi ve Rahmet Gecesi. Berae ve Sakk Gecesi’yle ilgili, haraç tamamen alındığı zaman beratlarını, temize çıkmalarını dile getiren bir Sakk, bir senet yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece günahlarını affederek mümin kullarına beratlarını yazar, denilmiştir. Bu sebeple bu gece, Berat Gecesi diye meşhur olmuştur.
Kimi müfessirler, “Biz Kur’an’ı mübarek bir gecede indirdik” ayetini, Şaban’ın on beşinci gecesinde Kur’an-ı Kerim’in topluca Levh-i Mahfuz’dan, yani Allah katından dünya semasına indirildiği, oradan da Cebrail aracılığıyla birtakım olaylar üzerine bölüm bölüm Hz. Muhammed’e (sav.) gönderildiği şeklinde yorumlamışlardır. Ancak bu yorumun Kur’an ve sünnetten bir dayanağı yoktur. (İbn Kesir, 3/658-659).
Hâlbuki tefsir âlimlerinin büyük çoğunluğu Duhan suresinde bahsedilen mübarek gecenin Berat Gecesi değil Kadir Gecesi olduğunu belirtmişlerdir:
“Sözü edilen mübarek gece, Ramazan ayındaki Kadir gecesidir. Çünkü Kur’an’ın Ramazan ayında (Bakara, 2/185) ve Kadir gecesinde (Kadr, 97/1) indirilmeye başlandığı açıkça ifade edilmektedir. Söz konusu gecenin Şaban ayının 15’nci gecesi olduğunu söyleyenler var ise de Kur’an’ın açık ifadesi karşısında bu tür görüş ve rivayetlere itibar edilmez. Âlimlerin çoğunluğu da bu geceyle Kadir gecesinin kastedildiğini söylemişlerdir.”
Kur’an’ın tamamının Berat veya Kadir Gecesi’nde, Allah katından (lehv-i mahfuzdan) Cebrail’in de içinde bulunduğu melekût âlemine veya semaya indirildiği, oradan da Hz. Peygamber’e 23 yılda parça parça gönderildiği şeklinde bir açıklama varsa da bunun, vahye dayanan sağlam bir dayanağı yoktur.
Müslümanlar önceleri Kudüs’e doğru yönelerek namazlarını kılıyorlardı. Daha sonra “… Artık namaz kılarken yüzünü Mescidi Haram tarafına döndür…” (Bakara, 2/144) ayeti gereği kıble değiştirildi ve Müslümanlar Kâbe’ye dönerek namaz kılmaya başladılar. Birliğin sembolü ve tarihi bir olay olan kıble değişikliğinin Berat Gecesi’nde gerçekleştiği belirtilmiştir. (Bk. Lütfi Şentürk-Seyfettin Yazıcı, AGE, s. 365).
Ancak Kıble değişikliğinin farklı tarihlerde ve mekanlarda, gece değil gündüz, öğle namazında gerçekleştiğine dair kuvvetli görüşler de ileri sürülmüştür.
Berat Gecesi’nde; yaratılmışların bir yıllık rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, yaşayıp veya öleceklerine, ecellerine, hacıların sayılarına dair Allah tarafından meleklere bilgi verileceği de beyan edilmiştir.
Ancak bu iddiaları destekleyen ilmî veriler tespit edilememiştir. Kur’an’ın Berat gecesinde indirildiği, bütün hikmetli işlerin icra için görevlilere tebliğ edildiği gecenin, Şaban ayı ortasına rastlayan ve sonraları Berat Gecesi diye anılan gece olduğuna dair rivayetler sağlam değildir…
Ayrıca İlmihallerde Peygamberimiz ’in bu nimetleri veren Allah’a şükran borcunu yerine getirebilmek için hem Berat Gecesi’ni ihya ettiği söyleniyor, hem de Berat gecesine mahsus bir ibadet olmadığı belirtiliyor.
Şu hâlde, Berat gecesiyle ilgili rivayetlerin çelişkili ve tutarsız olduğu, Hz. Peygamber ve ashabının o geceyi ihya ettiklerine, o geceye mahsus özel ibadet yaptıklarına dair kaynaklarda sahih rivayetlerin bulunmadığı anlaşılıyor.
2-Berat Gecesi Rivayetleri:
Buna rağmen Berat Gecesi’yle ilgili bazı rivayet vardır. Onlardan meşhur olan ikisi şöyledir:
a- “Allah Teâlâ –rahmetiyle- Şaban’ın on beşinci gecesi dünya semasında tecelli eder ve Kelp Kabilesi koyunlarının tüylerinin kılları sayısından daha fazla kişiyi bağışlar.” (Tirmizi, Savm, 39).
b- “Şaban’ın ortasında, gece ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle!’ der.” (İbn Mace, İkame, 191).
Allah dünya semasında nasıl tecelli edecektir, oraya nereden gelmiştir? Allah kullarının isteklerini yerine getirdikten ve fecir doğduktan sonra nereye gidecektir? Mekândan münezzeh olan Allah’a bu rivayetlerle bir mekân verilmiş olmuyor mu?
Evreni Cenab-ı Allah yaratmıştır ve yüce Allah evrenden çok çok büyüktür. Peki, nasıl oluyor da evrenden büyük olan Allah, dünya semasında tecelli edebiliyor?
İnsana şah damarından daha yakın olan (Kaf, 50/16) ve nerede olursa olsun sürekli insanlarla beraber bulunan Allah’ın (Hadid, 57/4), Berat Gecesi dünya semasına tecelli edip oradan insanlara seslendiğini iddia etmek doğru değildir ve ayetlerle çelişmektedir. Peki, Berat gecesi dışında başka bir gece de af dileyen, tövbe eden kimseyi, Allah affetmez mi?
Eserlerinde bu hadislere yer veren Tirmizi ve İbn Mace, bu rivayetlerin senet yönünden zayıf olduklarına da işaret etmişlerdir…
Berat gecesi hadisleriyle ilgili Mısırlı ünlü âlim Yusuf el-Karadavi de şöyle demiştir:
“Şaban ayının on beşinci gecesi hakkında sıhhat derecisine ulaşan herhangi bir hadis gelmemiştir. Âlimlerin hassen kabul ettikleri bazı hadisler vardır. Ama bazı âlimler de bunlara zayıf deyip Şaban ayının on beşinci gecesi hakkında herhangi bir sahih hadis olmadığını belirtmişlerdir. Bazı yerlerde yaşayan insanların bu gecelerde okuyup basarak dağıttıkları duaların ise aslı yoktur.”
3-Berat Gecesinde Yüz Rekât Namaz:
Berat Gecesi’ne özel on iki, on dört veya yüz rekâtlı nafile namaz kılınacağı da rivayet edilmiştir.
“Şu kadar var ki, Berat Gecesi’ne ait ibadet ve namazlardan söz eden hadislerin hepsinin uydurma olduğu hususunda hadis bilginleri görüş birliği içindedir (Bazı bilginler bu konuyu geniş bir biçimde incelemişlerdir. –mesela bk. Ali el-Kari, el-Mesnû, 259; Lûkuevî el-Âsar el-Merfû’a, 70 vd–). Bu sebeple, bu gece için on iki, on dört, yüz rekât gibi muayyen rekâtları olan namaz kılınması, dini dayanaktan yoksun bir iş olur…”
Berat Gecesi’nde kılınacağı rivayet edilen yüz rekatlı nafile namazla ilgili Yemenli ünlü âlim Şevkâni de şöyle demiştir:
“’… Kim Şaban’ın orta (Berat) gecesinde yüz rekât namaz kılar da her rekâtta Fatiha’dan sonra on kere Kul hüvallahü ehad okursa Allah onun her dilediğini yapar’ mealindeki hadis uydurmadır. Böyle yapan kimseye verilecek sevap hakkındaki bu sözün uydurma olduğunu, aklı başında herkes anlar. Şaban’ın orta gecesi namazı hakkında çeşitli bölgelerde yayılan rivayetlerin hepsi batıldır…”
Bu namazla ilgili ünlü hadis bilgini İbn Kayyim el-Cevziyye’nin görüşleri de şöyledir:
“Sünnet ilminin kokusunu koklayıp da bu tür hezeyanlara aldanan ve bu namazları kılan kimselere hayret doğrusu! Bu namaz İslâm tarihinde hicri dördüncü asırdan sonra uyduruldu. Mescid-i Aksa ile ilgili hadislerin uydurulmasıyla devam edildi. Şaban ayının ortasındaki gecede namaz kılma ile ilgili birçok hadis uydurulmuştur.”
Ünlü İslâm âlimi Ali el-Kâri, Berat gecesi namazının hicri 400/1010 yılından sonra Kudüs’te ortaya çıktığını kaydetmiştir (El-Esrarü’l-Merfûa, s. 462). Yüz rekâtlı Berat gecesi namazının ilk defa hicri 468/1056 yılında Kudüs’te Mescidi Aksa’da kılındığını ve zamanla yaygınlık kazanarak Sünnet gibi telakki edildiğine dair rivayetler de nakledilmektedir.
4-Kaynaklarda Berat Gecesi Nasıl Anlatılıyor?
Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı yayını olan bazı önemli eserlerde Berat Gecesiyle ilgili bilgiler verilmiştir. Mesela Regaip ve Berat Geceleriyle ilgili Diyanet İslâm Ansiklopedisi’nde özetle şöyle bir değerlendirme yer almıştır:
Müslüman toplumlar tarafından farklı şekillerde algılanan Kandil Gecelerinden Regaip ve Berat‘ın kutsallığı kesin olmadığı gibi bu gecelerde ifa edilecek ibadetler hakkında da kaynaklarda sahih bilgilere rastlanmamıştır… Peygamber ve ashabı döneminde bu gecelerle ilgili herhangi bir etkinliğin yapıldığı da tespit edilememiştir.
Bazı âlimler de Berat Gecesi’ne mahsus olmak üzere belli bazı ibadet ve kutlama şekilleri çıkarıp âdet haline getirmenin İslâm’da yerinin bulunmadığını söylemişlerdir. Kaynakların bildirdiğine göre Berat Gecesi’ne ait özel bir namaz da yoktur…
Diyanet İşleri Başkanlığı yayını olan Dini Kavramlar Sözlüğünde de Berat Gecesi’yle ilgili şu tespitlere yer verilmiştir: “Bu geceye mahsus olmak üzere belirlenmiş ibadet yoktur. Hatta bazı âlimler, belli ibadet ve kutlama şekilleri ihdas edip âdet haline getirmenin din de yerinin bulunmadığını söylemişlerdir …”
5- Berat Gecesi Kutlaması Sonradan Çıkarılmıştır:
“Hafız b. Recep’in ‘Letâifu’l-Maârif’ adlı eserinde belirttiğine göre, Berat Gecesi kutlama geleneneği, Ma’dan, Mekhul ve İbn Âmir gibi Şamlı tabiilerden kalmıştır. Onlar bu geceye saygı gösterir, bu gece çok ibadet yaparlardı. Bu âdet onlardan başkalarına da geçti. Ancak bu geceyi ihya hususunda da Şamlı bilginler arasında iki görüş vardır: Birine göre bu geceyi, mescitlerde namaz kılarak ihya etmek müstehabtır. Diğerlerine göre, bu gece mescitlerde toplanıp cemaatle nafile namaz kılmak, vaaz edip hikâyeler anlatmak, dua etmek mekruhtur. Fakat kişi kendi kendine namaz kılabilir.”
Bu rivayetlere göre Berat gecesini kutlamanın hükmü bir yerde müstehab, bir yerde de mekruh olarak belirtilmektedir. Öyleyse Berat Gecesi kutlamayı, bazı âlimler hoş karşılamış, bazı alimler ise hoş görmemişlerdir. Peki, bunların hangisi doğrudur? Bir Müslüman bunların hangisine uymalıdır?
Berat Gecesi’nin tartışmalı olduğunu İslâm hukuku uzmanları da söylüyor. Mesela Prof. Dr. Hayrettin Karaman Hoca bu konuda şöyle diyor:
“Berat Gecesi belli değildir. Bunun, Kadir gecesi olduğunu söyleyenlerin delilleri daha kuvvetlidir. Bu gece olduğu söylenen Şaban’ın orta gecesi (Berat Gecesi) hakkında rivayet edilmiş hadisler vardır, ancak bu hadislerin sıhhati tartışmalı olduğu gibi, sağlamca olanların içinde de ‘berat’ kelimesi geçmemektedir. Hz. Peygamber ve sahabe devirlerinden sonra bazı âlimler ve halk bu geceyi ibadetle geçirme şeklinde bir davranış içine girmiştir. Bunlara göre de o geceye mahsus bir ibadet yoktur…”
Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, Berat Gecesi’yle ilgili kutlamaların ve bu geceyle ilgili haberlerin tamamı problemli olup güvenilmesi mümkün olmayan rivayetlerdir.
6- Sonuç
Bir Müslüman Cuma namazlarını kılıyor, beş vakit namaza devam ediyor, varsa malının zekâtını veriyor, imkânı olduğu için ömründe bir defa Hac görevini ifa ediyor, Ramazan orucunu tutuyor, ana-babasına, eşine, çocuklarına sahip çıkıyor, akraba ve komşularıyla iyi geçiniyor ise beratını almış demektir. Bir Müslüman haktan, hukuktan ayrılmıyor, adaletle iş yapıyor, yalan söylemiyor, haksızlık yapmıyor, doğruluktan sapmıyor, siyasete, bürokrasiye, ekonomik gücüne dayanarak hak gaspı yapmıyor ise, kanunlara saygılı oluyorsa, vatanını, milletini, devletini seviyor ise o zaten beratı hak etmiş demektir. Böyle biri Berat Gecesi’ni en güzel şekilde kutlamış olmaktadır.
Kur’an ve Hz. Peygamber’e tabi olan bir kimsenin yardımcısı sadece Allah’tır. Bir Müslümanın sadece Berat Gecesi değil, bütün geceleri ibadetle dolu, aydınlık ve bereketli olmalıdır…
Sonuç olarak Kur’an’da bahsedilmeyen, hadislerde yer almayan, Hz. Peygamber ve sahabelerin hayatına girememiş bir Berat Gecesi’nin dini bir gece olarak kutlanmasını anlamak mümkün değildir. Böyle gecelere ait özel ibadetler uydurup uygulamanın İslâm ile bir alakası yoktur. Ancak Allah rızası için nafile namaz kılıp, oruç tutup dua etmek isteyenler her gece, her gün bu dua ve ibadetlerini yapabilirler. Dua ve nafile ibadetler için özel bir geceye ihtiyaç yoktur…
Bu duygu ve düşüncelerle Cenabı Allah cennet beratını alanlardan olmayı nasip etsin… Geceniz bereketli geçsin…
(Bu yazı Ahmet Kocabaş’ın “Üç Aylar ve Kandil Geceleri” kitabından alınmıştır).