Tarihin Terazisi ve Türkler

Yayınlama: 28.02.2026
176
A+
A-

Tarih dediğimiz şey, yalnızca geçmişin kaydı değildir; bugünün aynası, yarının da pusulasıdır. Fakat bu aynanın camı her zaman berrak olmadı. Özellikle Türkler söz konusu olduğunda, dünya tarih yazımının terazisi uzun süre eğri durdu. Bunu söylemek bir yakınma değil, soğukkanlı bir tespittir.

Batı merkezli tarih anlayışı medeniyeti üç ölçüye hapsetti: yerleşik hayat, taş mimari ve Latin-Grek geleneği. Bu kalıba uymayan her toplum, otomatik olarak “ikinci sınıf” ilan edildi. Türkler ise hareketli bozkır kültürü, sözlü hukuk geleneği ve esnek devlet yapısı sebebiyle, çoğu kitapta medeniyet kurucusu değil, medeniyetin kıyısında dolaşan savaşçılar gibi resmedildi. Oysa onlu ordu sistemi, töre hukuku, diplomatik protokol, kıtalar arası ticaret güvenliği gibi kurumları inşa eden bir tecrübe vardı ortada.

Aynı olaylara verilen isimler bile bu çifte standardı ele verir. Germen akınları “kavimler göçü”dür, devlet doğurur; Türk akınları ise çoğu zaman “istila”dır, yıkım üretir. Roma kroniklerinin dili nesnel kabul edilirken, Türk vakayinameleri taraflı sayılır. Başarılar başkalarından ödünç, hatalar Türklerin öz malı gibi gösterilir. Bu, bilimsel titizlik değil, zihinsel alışkanlıktır.

Üstelik Türk tarihi çoğu anlatıda Osmanlı’ya indirgenir. Hun’dan Göktürk’e, Karahanlı’dan Selçuklu’ya uzanan uzun zincir görünmez kılınır. Anadolu’nun kadim mirası konuşulurken Türk ihtimali çoğu kez masaya bile konmaz. Soru sormak “milliyetçilik” diye damgalanır. Böyle bir zeminde yetişen her Türk’ün yabancı merkezli araştırmalara temkinle yaklaşması gayet tabidir.

Elbette çözüm, kapıları kapatıp dünyaya sırt dönmek değildir. Bilimi reddetmek yerine bilimi kazanmak gerekir. Arkeoloji, dilbilim ve genetiği aynı masada buluşturan; duygusunu koruyup yöntemini sertleştiren bir Türk tarihçiliği inşa edilmedikçe bu terazi düzelmeyecek. Fakat ilk adım, yaşanan haksızlığı görmektir.

Bugün mesele, başkalarından merhamet beklemek değil; kendi sesimizi evrensel bir dille kurmaktır. Türkler tarih sahnesine geç çıkmış misafirler değil, bu büyük insanlık hikâyesinin kurucu ortaklarından biridir. Dünya bunu kabul etmekte gecikti; biz de anlatmakta geç kaldık.

Teraziyi doğrultmanın vakti çoktan geldi.

error: Kopyalama Yasak