
Toplu taşımada yaşanan küçük olaylar, aslında toplumun büyük meselelerini gözler önüne serer. Geçtiğimiz günlerde Sakarya’da yaşlı bir adam, kendisine yer vermeyen engelli gencin üzerine oturdu. Genç, protez bacağını gösterince de azarlanmaktan kurtulamadı. Bu kısa olay, nezaket, empati ve sınırlar hakkında çok şey söylüyor.
Görgü kuralları, yaşlıya, hamileye, hastaya veya muhtaç olana yer vermeyi öğütler. Bu bir toplumsal refleks, hatta dini bir vesile olabilir. Ama hiç kimseyi zorlamak mümkün değildir; nezaket, baskıyla değil gönüllülükle gösterilir. Yaşlı adamın yaptığı, saygı talep etmenin ötesine geçip, başkasının sınırına müdahale etmektir. Bu, haklılık değil, yanlışlıktır.
Öte yandan gençler de müsait olduklarında yer vermeyi ihmal etmemelidir. Bu bir mecburiyet değil, toplumsal sorumluluk ve olgunluk göstergesidir. Küçük bir jest, hem toplumsal uyumu güçlendirir hem de insan ilişkilerinde güveni artırır. Toplumun erdemi, zorla değil, gönüllü davranışlarla şekillenir.
Toplu taşımada bir koltuk meselesi gibi görünen bu olay, aslında empati, saygı ve sınır bilincinin sınavıdır. Yaşlılık ve tecrübe, başkasının hakkını çiğnemek için kullanılmamalı; gençlik ve dinamizm de nezaketin erdemini göstermek için fırsat bilmelidir. Nezaket, yüksek sesle değil; sessizce gösterilen anlayışla değer kazanır.
Unutmayalım: Toplumda saygı, talep edilmez, hak edilir. Ve en küçük davranış bile, hem birey hem toplum için büyük fark yaratır. Otobüste yer vermek veya vermemek, hukuk meselesi değil; vicdan ve görgü meselesidir.