Ramazan Bayramı

Yayınlama: 30.03.2025
Düzenleme: 30.03.2025 09:48
22
A+
A-

RAMAZAN BAYRAMI:

1- Bayram Kelimesi:

Bu aydınlık bayram sabahında, dünyanın en güzel ve en bereketli ülkesi Türkiye‘den, bir çeşit hicret yurdu olan Anadolu’dan, vatanımızın müstesna bölgesi, “Çanakkale Geçilmez” destanının yazıldığı şehitler diyarı Çanakkale’den, iş ve aşın merkezi Çan’dan Türk milletine, Türk Cumhuriyetlerine, İslam dünyasına ve tüm insanlığa barış, huzur ve esenlikler diliyorum.

Bayram kavramının; sevinç ve eğlence günü anlamına gelen Farsça bezrem veya bezram kelimesinden geldiği bildirilir. Oğuz Türkleri bu kelimeyi, beyrem veya bayram şeklinde telaffuz etmişlerdir. Kelimenin, eski Türkçe ’den Farsça ’ya geçtiği de söylenir. Daha sonra kelime “bayram” şeklinde meşhur olmuştur… Kelimenin Arapçası “âdet halini alan sevinç ve keder; bir araya toplanma günü” anlamlarına gelen Iyd’dır. 

Ramazan ayının ve orucunun sona ermesiyle başlayan bu bayrama, Ramazan Bayramı veya bayramdan önce fıtır sadakası (fitre) verildiği için Iydü’l-Fıtr, Fıtır Bayramı da denilmiştir.

Kısaca hali vakti yerinde olan Müslümanlar Ramazan Bayramı öncesi fitre veriler, kurban bayramında da et dağıtırlar. Şu hâlde verdiğin gün, ikram ettiğin ve paylaştığın gün bayramdır.

Medinelilerin kendilerine has milli bayramları yoktu. Hz. Muhammed (sav.) Medine’ye hicret ettiğinde, Medinelilerin, sıkı ticari ilişki içinde oldukları ateşe tapan İranlıların Nevruz ve Mihrican bayramlarını taklit ettiklerini gördü.

Hz. Peygamber, Medine’yi medenileştirmeye öncelikle taklitçiliğe son vererek ve kendi öz değerlerini inşa ederek başladı. Yeni iki bayram müjdesi verdi:

“Allah sizin için o iki bayramı, onlardan daha hayırlı ve daha güzel iki bayramla, Ramazan ve Kurban bayramıyla değiştirdi” buyurdu. (Ebu Davud, Salat, 245, I, 675; Nesai, Salatü’l Iydeyn, 1, III, 179).

Bu anlayış aynı zamanda, Medine’de kurulan yeni İslam medeniyetinin bir kimlik inşasıydı. Dolayısıyla ateşe tapanların bayramını Müminler taklit edemezdi. Bayramlar milli kimlik inşa etmelidir. Şu hâlde bayram bir kimlik gösterisidir. Çünkü kimliksiz olmak, kişiliksiz, ruhsuz ve zevksiz yaşamaktır.

Birinci Dünya savaşından sonra 13 Kasım 1918’de İstanbul işgal edilmiş ve beş yıl işgal altında kalmıştır. İşgalin ilk yılında gözü dönmüş Yunan taşkınlığı, İstanbul’u Yunan bayraklarıyla süsleyerek dost ve düşman herkese bu kentin bir Yunan şehri olduğu havasını vermeye çalışmıştır.

Ünlü şair Yahya Kemal olayı şöyle anlatmıştır: “Bir Ramazan Bayramı gecesinde dost bir ecnebi ile Moda semtinde yürüyorduk. Karşıdan İstanbul’a baktık. Şehir mahyalarıyla, minarelerin şerefelerindeki kandilleriyle pırıl pırıl görünüyordu. O ecnebi dostum bu manzaraya baktı ve şöyle dedi: ‘Bu şehir Türk’tür ve Türk olmasa insanlık güzelliğinden bir alem kaybeder!’ Sonra sözlerine şöyle devam etti: ‘Rumlar bir senedir İstanbul’u Yunan şehri göstermek için birçok çareye başvurdular. Lâkin bir gecede minareler, mahyalar, kandiller onların oyunlarını bozdu, bu şehrin kime ait olduğunu gösterdi.”

Buna göre bayramlar, aziz vatanın kimliğini tescil eden ve o coğrafyanın kime ait olduğunu gösteren tapu senedidir. Bu sebeple dini değerlerimizle oynamayalım, onlara sahip çıkalım.

2- Şeker Bayramı Değil Şükür Bayramı:

Hz. Peygamber’in Ramazan bayramlarında bayram namazına çıkmadan önce hurma yeme âdeti olduğu rivayet edilir. Bu âdet, sünnet kabul edilmiş ve böylece bayramlarda tatlı ikram etme âdeti ve geleneği oluşmuştur. Bu sebeple bayramlarda un, bal, tereyağı ve hurma ezmesinden yapılan tatlıların ikram edilmesi bir gelenek haline gelmiştir.

Türkiye’de bazı çevrelerde muhtemelen bayramda şeker, lokum ve tatlı ikramı şeklinde öteden beri mevcut olan gelenekten dolayı Ramazan Bayramı’na şeker bayramı da denilmektedir. Ancak Hz. Peygamber’in uygun olmayan bazı isimleri değiştirmesi ve özellikle dini kavramların muhafazası konusunda hassasiyet göstermesi, bu şekilde bir adlandırmanın doğru olmayacağını göstermektedir.

Nitekim ünlü şair Arif Nihat Asya şöyle demiştir:

“Yalınız tad halinde ağızlarda mıyım?

Tekbir sabahıyım, sena akşamıyım.

Herkes sevinip ‘geldi şeker bayramı’ der,

Bilmez ki ‘şeker’ değil ‘şükür’ bayramıyım.”

Şu hâlde bu bayram, şeker bayramı değil, Allah’ın tekbirlerle anıldığı, tespihlerle övüldüğü bir şükür bayramıdır. İslâm dünyasının şükür bayramı mübarek, Ramazan Bayramı aydınlık olsun.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

error: Kopyalama Yasak
×