Olası bir belaya maruz kalma ihtimaline karşı bir mahalle aidiyetine sığınma isteği dışarıdan politik tercih gibi görünse de gerçekte bu durum insanın kendine güvence arama ihtiyacından başka bir şey değil.
Bu tutarsızlık görünümü karakter zayıflığı olarak düşünülebilir. Fakat insanın kendini güvende hissetme duygusu bir savunma içgüdüsüdür. İnsan korkar da… Korkunun aşağı yönlü yerilme eğrisiyle cesaretin yükselen övgü eğrisinin tam da kesiştiği yer işte burası…
Kimlikler üzerinden yürütülen faydacı siyaset tarzı çok sevimsiz. Ne yazık ki cari siyasetin bütün denklemlerinde bu değişkenler başat veri olarak kullanılıyor.
Kimliklerine bağlılık düzeyleri varoluşsal katılıkta olanlarda -ki çoklukla öyle olur- beklenti yaratan siyaset günün sonunda çelişkileri çatışma yönünde derinleştirir ki düşünülmesi bile kaotik.
İdealde, “neysen o olmak” anlamlı bir yerdir… Fakat bu izin verildiği kadardır…
Kaldı ki gerçekte “ne olduğunun” da pek önemi yoktur!