Kelime anlamları bazen bir kavramı anlatmaya yetmez; ama nereden bakmamız gerektiğini öğretir.
“Arkadaş” kelimesi Türkçede yol arkadaşıdır. Aynı yönde yürüyen, aynı vakitte duran, bazen aynı yükü paylaşandır. Hayatın içinde karşılaşılır, çoğalır, azalır. Arkadaşlık, zaman ve mekânla sınırlıdır; ortaklıkla beslenir.
“Dost” ise daha ağır bir kelimedir. Kökeni Farsçadır; gönül bağına işaret eder. Dost, sadece yanında yürüyen değil; yolun karardığı yerde seni uyaran, yanlışında seni terk etmeyen, doğrunu alkışlamak için kalabalık aramayan kişidir. Dostluk, şartlara bağlı değil, karaktere bağlıdır.
Bu yüzden her arkadaş dost olmaz; ama her dost, aynı zamanda arkadaştır.
Cahit Sıtkı Tarancı’nın şu dizeleri boşuna söylenmemiştir:
“Dost dediğin bir gün gelir, seni senden fazla düşünür.”
Arkadaş, sen anlatırken dinler; dost, sen susarken anlar.
Arkadaş, başarında yanındadır; dost, yenildiğinde de yerini terk etmez.
Arkadaş sayısı artabilir; dost sayısı ise genellikle bir elin parmaklarını geçmez.
Modern hayat bu iki kavramı bilinçli olarak birbirine karıştırıyor. Sosyal medya “arkadaş” listeleri kalabalıklaştırıyor ama dostluğu seyreltiyor. Birlikte gülmek kolaylaştı; birlikte susmak zorlaştı. Oysa dostluk, en çok susabilme hâlidir.
Mevlânâ bu farkı yüzyıllar önce netleştirmiştir:
“Dost, seni sen olduğun için sevendir; değiştiğinde değil.”
Bugün insanlar birbirini menfaatle, konforla, geçici ortaklıklarla tanıyor. Menfaat bittiğinde ilişki de bitiyor. İşte o noktada geriye kalan şey arkadaşlık da değil; sadece tanışıklık oluyor. Dostluk ise menfaatten değil, emanet bilincinden beslenir. Dost, sana ait olmayanı bile sana zarar gelmesin diye koruyandır.
Necip Fazıl’ın şu sözü tam da buraya oturur:
“Her kalabalık içinde bir yalnızlık vardır; dost yoksa.”
Toplum olarak çok konuşuyor, çok paylaşıyor ama az dinliyoruz. Herkes haklı olmak istiyor; kimse hakikate omuz vermek istemiyor. Oysa dostluk, haklılık yarışının değil, hakikat arayışının adıdır. Dost, seni pohpohlayan değil; gerektiğinde canını acıtarak uyandırandır.
Son söz şudur:
Arkadaşlık hayatın gereğidir; dostluk ise bir lütuftur.
Arkadaşlık seçimdir; dostluk imtihandır.
Arkadaşlık kalabalıkta çoğalır; dostluk darlıkta belli olur.
Ve insan, hayat yolunda ne kadar az dostu olduğunu geç fark eder; ama fark ettiğinde artık onları kaybetmek istemez.