DALGALAN ŞANLI BAYRAĞIM: (1)
— Türk Bayrağına uzanan eller kırılır–
1- Bayrağın Şeref ve Önemi:
Birinci cihan Harbi’nde, Ruslar bir Osmanlı gemisine el koyarlar, konu Meclisi Mebusunda sert tartışmalara neden olur. Bahriye Nazırı, “Geminin zaten eski ve kıymetsiz olduğunu” söyler. Mebuslar yerlerinden fırlarlar ve: “Biz geminin kıymetini değil, bayrağın şerefini soruyoruz” derler.
Bayrağın şerefi her şeyden önemlidir…
Çünkü bayrağın şerefi, Maraş’ı Kahramanmaraş, Antep’i Gaziantep, Urfa’yı Şanlıurfa yapacak kadar güçlü ve işgal edilmiş bir devletten Türkiye Cumhuriyeti inşa edecek kadar önemlidir. Peki, Maraş nasıl Kahramanmaraş olmuştur?
İstiklal Harbi’nde Maraş Fransızlar tarafından işgal edilmişti. 27 Kasım 1919 Perşembe gecesi Ermeniler Fransız askerleri şerefine bir ziyafet tertiplemişler ve Fransız işgal güçleri komutanını da yem-eğe davet etmişlerdi. Yemekten sonra komutan Ermeni bir kızı dansa kaldırmak istemiş, ancak kız:
“Türk Bayrağı’nın dalgalandığı yerde değil, kalesinde Fransız veya Ermeni bayrağı dalgalandığı zaman dans edebilirim” demiş, bunun üzerine işgal komutanı Maraş kalesinden Türk bayrağını indirterek yerine Fransız bayrağı çektirmişti.
Ertesi gün Cuma’dır. Cuma sabahı kalesinde Fransız bayrağının dalgalandığını gören halk, galeyana gelmiştir. Cuma namazına gelenleri şu beyanname karşılamış:
“Ey Asil Türk Milleti! Milli varlığın ve dinin ölüyor! Dedelerinin kanı karşılığında fethettiğin kalenin burcundaki albayrağın, Fransızlar tarafından indirilmiştir. Acaba sende bunu yerine koyacak bir damla kan yok mu?’ ‘Bayraksız namaz kılınmaz!’ ‘Hürriyeti olmayanın Cuma namazı kılması caiz olmaz!..’”
Bunun üzerine bin kişilik gönüllü halk kaleye hücum ederek Fransız mangasına teslim almışlar ve Fransız bayrağını indirip yerine tekrar Türk Bayrağı’nı çekmişlerdir… (Bk. Dr. Salahattin Tansel, Mondros’tan Mudanya’ya Kadar, c. 2, s. 212, MEBY).
Maraş kalesine Fransız bayrağının asılması “Kara Bir Gün” olarak tarihe geçer ve o bayrağın indirilmesinde şu olayda etkili olur:
28 Kasım 1919 Cuma… Maraş Ulu Camii imamı Rıdvan Hoca Cuma hutbesi okumak için minbere çıkar. Camii dolduran cemaate pencereden görünen Fransız bayrağını göstererek şöyle hitap eder:
“Ey Cemaat-i Müslimin! Kalesinde Fransız bayrağı dalgalanan bir şehrin Ulu Camii’nde Cuma namazı kılmak farz değildir. Cuma namazı bağımsız ülkelerin, hür ve özgür milletlerin Ulu mabetlerinde kılınır. Ya gider o bayrağı oradan indirir, yerine ay-yıldızlı İslâm bayrağını çekersiniz, sonra gelir beraberce Cuma namazını eda ederiz, ya da ben size Cuma namazı kıldırmam” demiş ve minberden inmiştir. (Bk. Editör: Muhammed Erat, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, s. 206).
Asil din adamını görüyor musunuz? Bayrağın şerefi ancak böyle korunur… Diline sağlık Rıdvan Hoca, yüreğinize sağlık Maraş’ın ölümsüz kahramanları. Ruhunuz şad olsun.
Sonra Maraş Kahramanmaraş, Antep Gaziantep, Urfa Şanlıurfa olmuştur. Türk milletinin bin yıllık öz vatanında Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulmuştur.
Bu tarihi olay, Maraş’ın kahramanlığı kadar Türk bayrağının önemini ve gücünü de gösterir.
2- Bayrak ve Millet Bir Bütündür:
Bat-mak kökünden gelen bayrak kelimesi, zamanla değişime uğramış, bat-ır-ak, batrak, bad- rak ve bayrak şeklini almıştır. Mesela Divânü Lüğati’t-Türk’te (I, 387) batrak şeklinde yazılan bayrak keli- mesi “savaşlarda kullanılan ve ucuna bir ipek parçası takılan mızrak” tarzında açıklanmaktadır. Bu ifadeden bunun ferdi mücadelelerde ün kazanmış kahramanlara (alp, bahadır) verilen bir alâmet olduğu anlaşılmaktadır. (Bk. Orhan F. Köprülü, Bayrak, DİA, c. 5, s. 247).
Bayrak bir semboldür. Bir milleti, bir devleti, bir askeri birliği, resmi veya gayri resmi bir kuruluşu temsil eden bir işaret, bir alâmettir. (Bk. DİA, Bayrak, 5/247). Aynı zamanda bayrak, bağımsız bir milletin ve devletin İstiklal sembolüdür. Belli renkte, belli şekilde ve belli ölçülerde kumaştan yapılır. Kumaş bayrak olduktan sonra manevi değer kazanır. Her devlet veya millet, kendi bayrağı ile temsil edilir. Bayrağa saygı, o millete, o devlete saygı demektir.
Her milletin kendine, tarihine, kültürüne göre bir bayrağı vardır. Bu bayrak o devletin bir alâmeti, o milletin milli birliğinin sembolüdür. Bu sembolde o milletin benimsediği devlet biçimi, milli karakteri, dünya görüşü, inancı ve kültürünün izleri açıkça görülür. Halkı Müslüman olan devletlerin bayrağında hilal, halkı Hristiyan olan milletlerin bayrağında haç bulunmasının sebebi budur. (Bk. Yaşar Çağbayır, İstiklâl Marşının Tahlili, S. 154, TDVY).
Mesela Yunanistan, İngiltere, İsviçre, Norveç, İsveç, Danimarka gibi Hristiyan ülkelerin bayrağında haç bulunurken; Türkiye, Azerbaycan, Cezayir, Kamerun, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Malezya, Moritanya, Pakistan, Singapur, Tunus, Türkmenistan gibi İslâm ülkelerinin bayraklarında da sembol olarak hilal, yıldız veya yıldızlar yer almıştır.
“İsrail bayrağının üzerindeki iki çizgiden biri Nil, diğeri Fırat nehirlerini simgeliyor. İki çizgi arasındaki Davud yıldızı ise, bu iki nehir arasındaki toprakların Yahudilere vaat edildiğini ifade ediyor…” (H. Yılmaz Çebi, Türkiye’de Petrol Kime Saklanıyor? S. 288).
Dolayısıyla İsrail bayrağı Yahudi emperyalizmini simgeliyor. Adamların anlayışı böyle ve bu anlayışlarını bayraklarına yansıtmışlar.
Şu halde bağımsız, özgür bir millet için bayrak çok önemlidir. Bu nedenle bir milleti bölmek ve parçalamak isteyenler önce bayrakla oynarlar, işe sembolden başlarlar. Bayrağı yırtmak, yakmak, yere indirmek isterler. Şayet burada başarılı olurlarsa işte o zaman o milletin de felaketi başlamış olur.
Mesela Irak 1921’de kuruldu ve bir bayrağa sahip oldu. Bu bayrak 1959 darbesiyle değiştirildi. 1963’te Baas darbesi bayrağı üçüncü defa değiştirdi. 1991’de Saddam İran’a saldırınca yine bayrakla oynadı. İşgalden sonra geçici yönetim yine bayrağa el attı. Bir ülkenin bayrağı seksen yılda bu kadar değişiyorsa o ülkenin millet olduğu, ulus haline geldiği söylenebilir mi? (Bk. Taha Akyol; Milli Bayrak, Irak, Türkiye; Milliyet, 17 Ağustos 2007).