Son yılların en büyülü cümlelerinden biri şu: “Her fikre saygı duyulmalı.”
Kulağa ne kadar zarif geliyor değil mi? İçinde hoşgörü var, barış var, medeniyet var. Ama biraz yakından bakınca bu cümlenin çoğu zaman bir ahlak ilkesi değil, kullanışlı bir susturma aparatı olduğunu görüyorsunuz.
Önce şurada anlaşalım: Fikir, bilgiyle aynı şey değildir. Bilgi kanıta dayanır; fikir ise yorumdur, bakış açısıdır, bazen önyargıdır. İki insan aynı bilgiye bakıp bambaşka sonuçlara varabilir. O hâlde her fikir, sırf “fikir” olduğu için neden kutsal sayılsın?
Toplumda ince bir hile var. Fikirle kişi birbirine yapıştırılıyor. Bir görüşe itiraz ettiğinizde, sanki o insanın varlığına saldırmışsınız gibi bir hava oluşturuluyor. “Fikrime saygı duy!” cümlesi çoğu zaman şu anlama geliyor: Beni sorgulama, itiraz etme, beni rahatsız etme.
Oysa gerçek saygı, fikri eleştiriden muaf tutmak değildir; tam tersine, onu ciddiye alıp sınamaktır. Eleştirilmeyen düşünce gelişmez, sadece putlaşır.
Daha tuhafı da şu: “Her fikre saygı” ilkesini en yüksek sesle savunanlar, sıra karşı görüşe gelince avazı çıktığı kadar bağırıp reddedebiliyor. Demek ki ortada ilke falan yok; güç mücadelesi var. Saygı kelimesi, konforu koruyan bir maske gibi kullanılıyor.
Aslında ayrım çok basit:
İnsana saygı duymak zorundayım.
Ama fikrine katılmak zorunda değilim.
Bir insan iyi olabilir, fikri kötü olabilir.
Bir insan sorunlu olabilir, söylediği doğru olabilir.
İnsanın değeri doğuştandır; fikrin değeri ise akıl ve vicdan terazisinde ölçülür.
Saygı; dinlemek, söz hakkı tanımak, hakaret etmemektir.
Saygı; boyun eğmek, susmak, onaylamak değildir.
Bazen bir fikri reddetmek ahlaki bir görevdir. Şiddeti, nefreti, adaletsizliği savunan görüşlere “saygı göstermek” erdem değil, gevşekliktir. Akıl, ikna olmadığı düşünceye secde etmez.
Bu yüzden meseleyi şöyle kurmak gerek:
Sana insan olarak saygı duyarım.
Ama fikrine saygı duymayabilirim; eleştiririm, yanlış bulurum, reddederim.
Nezaket borcum insana, akıl borcum fikredir.
Bağıranın değil, sözü olanın kazandığı; sesin değil, anlamın değer gördüğü günlere ihtiyacımız var.
Çünkü hakikat, en çok “saygı” maskesi takmış gürültünün altında eziliyor.