
İstanbul Birinci Dünya Savaşı sonunda 13 Kasım 1918’de İtilaf Devletleri Donanması’nın Haydarpaşa önlerine demirlemesiyle fiilen düşman tarafından işgal edilmiştir. Bu işgal 6 Ekim 1923’te sona ermiştir. Esaret yaklaşık 5 koca yıl sürmüştür.
1918 yılında sadece İstanbul’da iki yüz yetmiş (270) civarında tarikat dergahının faaliyet gösterdiği belirtilmektedir. (Bk. Süleyman Uludağ, Kuşeyri Risalesi, Sunuş yazısı).
Peki, Dergah nedir?
Dergah, tarikat pirlerinin veya büyük şeyhlerin ikamet edip irşat faaliyetlerini sürdürdükleri ve mezarlarının bulunduğu merkezi yerlerdir. (Dini Kav. Sözlüğü, Dergah Md., 120).
Anlayamadığım ve merak ettiğim nokta şudur:
Hani bu şeyh veya pirler, Allah ile görüşüp, peygamber ile konuşup ve keramet gösterip savaşı önlüyor, depremi geri çeviriyorlardı. Bu kadar şeyh efendi, hilafet merkezi İstanbul’u ve halifeyi keramet gösterip neden koruyamadılar?
Galiba biz şeyh uçurduk, başkaları füze uçurdu. Şeyh uçuranlar değil füze uçuranlar galip geldi. Asıl keramet, bombalamaya gelen savaş uçaklarını vuran, düşman güçlerini perişan eden füze uçurmaktı. Galiba burada yanıldık…