Söz, Söz, Söz…

Yayınlama: 19.04.2026
A+
A-

“Söz kifayetsiz kalacaksa susmalı insan; fazladan izahat lisanen kabahattir…”

Bu söz, sadece bir edep tavsiyesi değil; aynı zamanda hem dinin hem de törenin ortak hükmüdür.

İslam ahlakında dil, insanın en büyük imtihanlarından biri olarak kabul edilir. Peygamber Efendimiz’in ölçüsü nettir: “Ya hayır söyle ya sus.” Bu, sadece güzel konuşmayı değil, gereksiz konuşmamayı da emreder. Çünkü dil, kontrol edilmediğinde insanı günaha en hızlı götüren uzuvdur.

Boş söz, gıybet, kırıcı ifade… Bunların hepsi çoğu zaman “biraz daha anlatayım” düşüncesiyle başlar. Oysa sözün uzaması, çoğu zaman hatanın da büyümesidir.

Türk töresine baktığımızda da aynı çizgiyi görürüz. Atalarımız “Az konuş, öz konuş” derken aslında bir karakter tanımı yapıyordu. Çok konuşan değil, doğru konuşan makbuldür. Çünkü söz, kişiliğin aynasıdır.

Eski Türk anlayışında söz vermek bir namus meselesiydi. Bu yüzden söz, gelişigüzel harcanmazdı. Her sözün bir ağırlığı, her susuşun bir anlamı vardı.

Bugün ise tam tersini yaşıyoruz. Sürekli konuşan, sürekli açıklayan, kendini durmadan ifade etmeye çalışan bir insan tipi… Oysa bu durum, gücü değil zayıflığı gösterir. Kendinden emin olan insan, her şeyi anlatma ihtiyacı duymaz.

Bu söz bize şunu hatırlatır: Her doğru her yerde söylenmez.

Her söz her kulakta anlam bulmaz.

Ve her mesele konuşarak çözülmez.

Bazen susmak, hem kendini korumaktır hem de doğruyu kirletmemektir.

Son söz olarak: Söz, yerinde olursa iz bırakır.

Yerinde olmazsa izah olur…

Ve çoğu zaman fazla izah, insanı haklıyken haksız duruma düşürür.