
Stagflasyon; İngilizce kökenli iki kelimeden oluşan iktisadi kavramdır. Stagnant (Durgun) ve inflation (Enflasyon) kavramlarının birleştirilmesiyle oluşmuştur. Türkçemize “Durgun Enflasyon “ diye çevrilebilir ancak bu ifade genel kabul görmemiştir. Stagflasyon kavramı genel kabül görmüştür.
Bir ülke ekonomisinde yüksek enflasyonla birlikte ekonomik durgunlukla aynı anda karşı karşıya kalmasını ifade eder. Ekonomi literatüründe nadir olarak görülür. Ancak yaşandığı zaman ciddi sonuçlar ortaya çıkarır.
Tarihi süreçte bu kavram 1970’li yıllarda petrol krizi ile beraber yaşanan ekonomik durum karşısında ortaya çıkmıştır. Birden bire artan petrol fiyatları karşısında üretim maliyetleri yükselmiştir. Bu da bir çeşit enflasyon yaratmıştır. Ülkeler oluşan enflasyonu düşürmek ile meşgul olurken büyümeyi destekleyen politikalar geliştirmekte başarısız olmuşlardır. Büyüyemeyen ekonomilerde işsizlik baş göstermiştir.
Normal şartlarda enflasyonun olduğu zamanlarda buna paralel ekonomik büyümede paralel gider. Ancak; enflasyon olduğu zaman ekonomik büyüme gerçekleşemiyor ise ekonomide durgunluk yaşanıyor, üretim düşüyor, işsizlik artıyor ise bu durumda stagflasyondan bahsedilir. Toplumdaki bireyler işsiz kalırken bir taraftan fiyatların artması durumunda bireylerin yaşam heyecanları kalmaz ve toplumsal bunalımlar ortaya çıkmaya başlar.
Stagflasyondan kurtulmak klasik ekonomik kriz tedbirleri ile mümkün olmamaktadır. Çünkü hem enflasyon, hem durgunluk vardır. Öncelikle arzı artırıcı tedbirler ile üretimin arttırılması gerekir. Örnek; vergi teşvikleri yapılabilir, üretimde teknolojik yenilikler teşvik edilebilir.
Para politikası tedbirleri de uygulanabilir. Örneğin; faizler arttırılabilir ve bireyler talep yerine tasarrufa yönelebilir.
Stagflasyonun olduğu dönemlerde bireylerin alım gücü hızla düşer. İnsanların maaşları fiyat artışlarına yetişemez. Satıcılar satmış olduğu malı tekrar yerine koyacağı zaman sattığı fiyattan daha yüksek fiyata almak zorunda kalır. Bireyler tüketimlerinden kısmak zorunda kalır. Tüketim azaldıkça işletmeler üretmemeye başlar. Yatırımlarını durdururlar. İşçi çıkarırlar. İşsizlik artmış olur. Şirketler küçülmeye gider. Kapanmalar artar. Yatırımcılar riskli varlıklardan uzak durur. Borsa işlem hacmi ile beraber borsanın değeri düşer. Yatırımcılar güvenli limanlara yönelir. Tüketicilerin güveni kalmaz.
Sonuç olarak; stagflasyon hem işletmeleri, hem de toplumda bireyleri etkiler. Toplumsal bir çöküş yaşanır. Biz bireyler olarak bir tarafta işveren olurken evimize geldiğimiz zaman da tüketici birer birey olduğumuzun farkında olmalıyız. İktisat politikalarının belirlenmesinde dikkatli olunmalıdır. Ülke ekonomisinde böyle buhranlara yol açılmaması sağlanmalıdır.
Gelecek yazılarımızda görüşmek üzere hoşça kalınız.