“Rant” kavramı dilimize Fransızcadan geçmiştir. Fransızcada “rente” kira veya getiri anlamında kullanılmaktadır.
Birden çok üretim aracının bir araya gelmesiyle üretimin gerçekleştirildiğini belirtmiştik. Ekonomi bilimi, üretim aşamasından sonra gelen bölüşüm süreciyle de ilgilenmektedir. Elde edilen ürün pazarlama yoluyla satıldıktan sonra, hâsılat üretim araçları arasında nasıl bölüşülecektir? Bu bölüşüm, ekonomi bilimiyle birlikte toplumu da yakından ilgilendirir. İlk üretim aracı doğa (tabiat) olduğuna göre, ilk payı da onun alması gerekir. Tabiatın aldığı bu paya rant dendiğini daha önce belirtmiştik. Peki, rant nedir?
Ekonomi literatüründe, üretim faktörü olarak arazinin üretimden aldığı paya veya araziden belirli bir süre faydalanmak için ödenen bedele rant denir.
Tanımda geçen “ödenen bedel” içinde sermaye, emek gibi unsurlar varsa, bunların payının ranttan düşülmesi gerekir. Örneğin, bu bedeli bankadan kredi çekerek ödeyen bir kişi için kredi masraflarının ranttan düşülmesi gerekir.
Kullanılacak arazinin doğal hali için ödenen bedel rantı oluşturur. Bu araziyi iyileştirmek için yapılan çalışmalar sonucunda ödenen ücretler ise rantın dışında tutulmalıdır.
Rant sadece arazi için geçerli değildir. Doğanın üretimde kullanılan her alanı, örneğin madenler, akarsular, göller, denizler vb. de rant kapsamına girer.
Rantın nasıl oluştuğuna baktığımızda, üretimde kullanılan doğa unsurlarının sınırlı olduğunu, buna karşılık nüfusun sürekli arttığını görürüz. Artan nüfus, doğal kaynakların kıtlaşmasına ve elde edilmesinin zorlaşmasına neden olur. Bu durumda elinde doğal kaynak bulunduranların varlıkları kendiliğinden değer kazanır.
Bir diğer unsur ise, malların piyasada tek bir fiyata sahip olmasıdır. Böyle durumlarda, aynı büyüklükte iki arazi düşünelim. Aynı işçilik gibi giderlerden sonra, herhangi biri daha fazla ürün veriyorsa, daha fazla ürün veren arazinin sahibi rant elde etmiş olur.
Aynı şehirde bir ürünün fiyatı 15 TL iken, aynı nitelikteki ürünü tüketici 5 TL’ye bulabiliyorsa buna “tüketici rantı” denir.
Aynı nitelikte bir evin fiyatı A şehrinde 4.000.000 TL iken, B şehrinde 6.000.000 TL ise buna da “şehir rantı” denir.
Toplumumuzda geniş kesimler tarafından çalışılmadan elde edilen “avanta gelirler” için de rant kavramının kullanıldığını gözlemlemekteyiz. Ekonomi biliminin dışında kalan bu avanta anlayışının, yerel veya genel yöneticilerin etkisiyle oluştuğunu görüyoruz.
Sonuç olarak, üretimin sonunda, bölüşüm esnasında rantı doğal kaynağın payı olarak kabul etmeliyiz.
Gelecek yazılarımızda görüşmek üzere, dostça ve hoşça kalınız.