Kahvenin hikâyesi Afrika’da başlar; Habeş diyarında. Oradan Yemen’e, Yemen’den Osmanlı’ya ulaşır. Ama kahve, asıl kimliğini Osmanlı’da bulur. Çünkü her içecek içilir; kahve ise yaşanır. 16. Yüzyılın ortalarında Osmanlı topraklarına giren kahve, kısa sürede saraydan çarşıya, medreseden eve yayılır. Cezvesiyle, fincanıyla, pişirme usulüyle yalnızca bir içecek değil; bir davranış biçimi hâline...
Her nesne, iş ve oluşun, kişilerce farklı algılanan, aşağı ve yukarı değerleri, durumları var. Sözlük anlamını tam karşılamasa da yaşlılarımız bu hale, anhası ve minhası derler. “Madalyonun diğer yüzü” deyimi de anlatmak istediğimi karşılayabilir. Çay, ülkemizde Karadeniz’in uçsuz bucaksız yamaçlarında, tarlalarında, gah sisli, gah mavili gök yüzüne baka baka, yeşil...