Şu zamanın seller gibi akıp gidişine bir bakın. Aradan yirmi iki yıl pufff! diye uçup gitmiş. 21 Ocak 2004 yılıydı. Öyle bir kar, yağmur ve soğuk vardı ki, iliklerimize işliyordu. Şenesenevler Eminali Paşa camiine Mehmet Nuri Yardım, Muhsin Kalabay ve ben çok az sayıda şiir sever dost toplayabilmiştik. Hisarcılardan melankoli şairi İlhan Geçer ölmüştü. Öğle namazından sonra, Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’nda toprağa verilecekti.
1917 yılında doğmuştu. Hisarcılar için o günlerde yazdığım bir yazıda, bir elin beş parmağı kadar kaldılar, diye yazmıştım. Bugün biri daha gitmiş, dört parmak kalmıştı.
Melankoli şairi dedim, İşte İlhan Geçer’in “Melankoli” şiirinden mısralar:
“O şehirde gene şarkılar söyleniyordur
Karşılık görmemiş sevgiler üstüne
Işıkları sönmüş odamda
Yarım kalmış şarkımı duyuyor musun
Beni sorarsan gene yapayalnızım
Sen sıcak döşeğinde uyuyor musun
*****
Boş kalan yastığımı başkası mı doldurmuş
Ellerini okşayan o yabancı kim?
Öyle uzak bakma yüzüme,
Seni artık yolundan döndürecek değilim.
Ne o gözlerin dolmuş yoksa ağlıyor musun
*****
Kırk yılda bir olsun beni anıyor musun?
*****
Özlediğin hayatı buldun mu bilmem,
Gözlerinde hâlâ hüzün var gibi
Işık yüzün gülmüyor anlat nedendir
Gene aşksız gene bomboş mu için
Niye ellerin soğuk üşüyor musun
Mutluluğun peşinden hâlâ koşuyor musun?
*****
Kar mı yağdı güvendiğin dağlara
Seni de bir türlü ondurmadı mı kader
Üzme kendini her şeye rağmen
Dünya yaşamaya değer
Bu yerler bu âlem her şeyden yoksun
Sana sesleniyorum duyuyor musun.
Hisar topluluğunun şiir anlayışlarından birçok yazımda söz ettim. Yürek rahatlığı ile, her türde ve düzeyde okuyucunun keyif alacağı heyecanlanacağı, kendi düşüncesi, ruh hâli ve zevkinden bir şeyler bulabileceği bir şiirdir Hisar şiiri. Özünün sağlam temelleri üzerinde yepyeni bir bina gibidir. Yeni ama soğuk değil, sıcaklığını yitirmemiş, heyecanlara, herkesin anlayabileceği düşüncelere dayanan, yeni binanın taşları olan kelimelerin özenle seçildiği, yürek coşkusu, beyin enerjisi, vatan, insan sevgisi, sabır, bilgi ve ülkü isteyen bir emek ürünüdür.
İlhan Geçer’in şiiri bu anlayışın ürünüydü. Hisarcıların her birinin kendine özgü dünya görüşü, şiirlerinin kendi kişiliklerine uygun tema yoğunluğu vardı. İlhan Geçer şiirini: “Hüzün+Melankoli+Nostalji+Müzik= İlhan Geçer” şeklinde formüle edebilirsiniz.
Dil açısından, iddiasız gibi görünen günlük konuşma dili ile duygulu ve tatlı buluşlar, az kelime ve orijinal benzetmeleriyle geniş hayalleri çağrıştırma başarısı gösterdiğini tespit edersiniz. İşte birkaç şiirinden aldığım örnekler:
· “Bahar rüzgârı gibi efil efil..”
· “En ceylan uysallıkla geldiniz.
· “Irmağınız dolandıkça çöllerimde.”
· “Gül yordamı uykularda”
· “Kızkulesi sırılsıklam ağlasa”
· “Ağaçlar böcekler de aşka durmuştu.”
· “Güvercin ellerde tutsak serinlik”
· “Yıldızın kahkaha attığı geceler…”
İlhan Geçer’in şiirlerinde kendi ahenginin dışında gerçek müzikle ilgili dokunuşları değinmeleri görürsünüz:
“Hep o şehnaz yüzünüz
Vursa da tellerime
Karlar gibi yağınız
Ağustos ellerime
*****
Eski çinilerde en yeşil gözleriniz
Bir kuştur öten dudağınızda
Gül uykularınız rüzgârsız deniz
Ay ışığı bağdaş kurmuş yatağınızda
****
Bir ince bahardır uzandığınız
Hâtıraların güneşli balkonundan
Siz gülümsersiniz yalnız
Bulutların mavisinden mevsimlerin morundan
*****
Nil bir suda yıkanan ellerinizden
Sevginin en ince ışıltıları damlar
Buselik bir gecedir sizden
Aşkın kapısını çalan şarkılar.
****
Yaz sularında yakamoz saçlarınız
Şehnaz yüzünüz dolu ama asma bahçeler?
Haziran saksılarda gül gül açınız
Düşmesin gönlünüze esmer geceler.
İşte sevgilinin romantik anlatımı. Hemen her mısrada şairane bir sıfat ve tamlama var. “Şehnaz yüzünüz”, “karlar gibi elleriniz”, “gül uykularınız”, “sevginin en ince ışıltıları damlar”, “buselik bir gece”, “yakamoz saçlarınız”, “esmer geceler”