Çocuk Evlilikleri Rezaleti!

Yayınlama: 26.04.2026
A+
A-

ÇOCUK EVLİLİKLERİ REZALETİ!

1-Küçük Çocukların Evlendirilmesi Günahı İslâm Dünyası’nı Perişan Ediyor:

Ailesi tarafından 60 yaşında iki karılı bir adamla evlenmeye zorlandığı için kabloyla intihar eden 18 yaşındaki Saliha’nın veya Salihaların dramını ve bu aşağılık uygulamanın İslâm’a yamanmasını protesto etmek amacıyla bu yazı kaleme alınmıştır…

Bugün İslâm dünyasında işlenen en büyük günahlardan hatta en korkunç cinayetlerden biri de, küçük yaşlardaki çocukların evlendirilmesi ve bu uygulamanın dine, İslâm’a uygun zannedilmesidir.

Kur’an ve Peygamber’e bağlı samimi bir Müslüman olarak on on iki yaşındaki kız veya erkek çocuğunuzun veya torununuzun evlenmesini kabul eder, içinize sindirebilir misiniz? Veya on on iki yaşındaki dünya tatlısı kız evladınızın veya torununuzun kırk elli yaşında babası veya dedesi ayarında kart biriyle evlenmesine veya daha yaşlı bir kadının yanında kuma olmasına izin verir, vicdanen bunu kabul edebilir misiniz? Evet ise yazıklar olsun!

Kalem tutması, kitap okuması, defter yazması gereken parmakları kınalayıp, okul kıyafeti giymesi gereken bedenlere gelinlik-damatlık giydirip, okul taşıtı yerine gelin arabasına bindirip davul zurna eşliğinde kör bir karanlığa yolcu edebilir misiniz? Küçük yaştaki çocuğunuzun düğününde kollarınızı kaldırıp zeybek oynar, horon teper ya da halay çekebilir misiniz? Evliliğin, karı-koca, ana-baba olmanın ne olduğunu henüz idrak edememiş yavrularınızı böyle bir rezaletle dipsiz kuyuya atmanız onlara yapacağınız en büyük kötülük ve zulüm olmaz mı?

Bir ana-baba, bir nine-dede ve şuurlu bir Müslüman Türk insanı olarak, vicdan böyle bir rezalete müsaade ediyorsa, yuh olsun o katranlanmış vicdanlara! Ve hiç beklemeden ve çekinmeden ağız dolusu tükürün, böyle kararmış yüzlere…

Yaşı küçük olduğu için bu evliliklere resmi nikâh kıyılamıyor. Ancak bu gayr-ı meşru evliliği yapanlar bir molla bularak merdiven altı dini nikâh kıydırabiliyorlar. Böylece hem din hem nikâh istismar ediliyor, kirletiliyor. Ey imanlı din görevlileri, ey vicdanlı hocalar! Böyle bir nikâha sakın alet olmayın. Aksi halde büyük bir vebal altında kaldığınızı ve bu çocukların kanına girdiğinizi unutmayın…

Yaşı küçük olan bir kız çocuğunu evlendirmeyi akıl ve vicdanların nasıl kabul ettiğini anlayamıyor insan. O yaştaki bir kız çocuğunun nasıl kadınlık ve annelik yapacağı da düşünülemiyor maalesef. Öyle anlaşılıyor ki bu tür çarpık anlayışlar, bugün de şurada burada uygulanmakta olan bağnaz bir törenin dini bir kılıfla savunulmasından başka bir şey değildir… (Bk. Prof. Dr. İbrahim Sarmış, Rivayet Kültürü ve Olumsuz Kadın Algısı, s. 210, DÜŞÜN YAYINCILIK).

Olmaz olsun, yerin dibine batsın böyle zalim bir töre…

“Aile içi şiddetin ‘ensest’ denilen alçaklığa kadar uzandığını gösteren haberlerdeki artış! Küçük kızların fuhuş için pazarlanması! Bunlar ahlaka, hukuka, ‘örf ve adetlerimize’ aykırıdır.

Ama bir de ‘örf ve adetlerimize uygun’ (sanılan) facialar var: Küçük (yaştaki) kızların zorla ‘evlendirilmesi’, daha doğrusu babası, dedesi yaşındaki azgın tekelere satılması!

Ve bu kızların erken evlendirilmesinin dine uygun sanılması; … İğrenç amaçlar için dinin istismar edilmesi! Derin bir yaramızdır bu.” (Taha Akyol, İğrenç, Milliyet, 30 Nisan 2008).

Şuurlu bir Müslüman Türk insanı, böyle bir vicdansızlığın tarafı olamaz ve bu tür ahlaksızlıklara asla göz yumamaz. Şayet yumuyorsa hem Müslümanlığı hem Türklüğü sorgulanmalıdır.

Maalesef bazen babası, hatta dedesi yaşındaki insanlara belli menfaatler karşılığında âdeta satılan kızlarımızın akıbeti, ya ömür boyu mutsuzluk veya intihar olmaktadır. Çok eski dönemlerin top- lumsal yapılarının ve aile ilişkilerinin doğurduğu otoriter işleyiş ve evlilikte velinin izninin şart koşulması gibi uygulamalar, dini bir zorunluluk gibi görülmektedir. Dolayısıyla bu konularda Hz. Peygamber’in örnek uygulamaları göz ardı edilmektedir. Gelenek veya töre adı altında, “beşik kertmesi”, “berdel” gibi insan iradesini ve özgür tercihini dikkate almayan yollara başvurulmaktadır. (Bk. Prof. Dr. İ. Hakkı Ünal, İnsan İradesine Saygı, Diyanet Aylık Dergi, Mayıs 2009, sayı: 221).

Şu hâlde bu çirkin uygulamaların Kur’an’dan ve Hz. Peygamber’den onay alması ve İslâm’ın bunları tasvip etmesi mümkün değildir.

“Güneydoğu’da yaşayan evli kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, kadınların yüzde 80’inin okuma-yazması yok. Bazıları yaşadığı şehrin adını bile bilmiyor. Yarısına yakını çocuk yaşta anne olan kadınların yüzde 16’sı berdelle evlendiriliyor. Çoğu şiddete maruz kalıyor. Hatta bazen boğularak, taşlanarak öldürülüyor” (Bk. Milliyet, 07 Aralık 2006).

Dicle Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mazhar Bağlı yönetiminde yapılan araştırmada, öz kızını töre cinayetiyle katlettiği için damadını ödüllendiren kayınbabalar anlatılıyor. (Bk. Taha Akyol, Töre Katliamı, Milliyet, 06 Mayıs 2009).

Bir aile meclisinin töre adına işlediği cinayetler… Küçük yaşta evlendirilip, koca dayağından kaçtığı için kötü yola düştü diye kurşuna dizilen çocuk gelinler… Öz kızına zehirli pide yedirip onun ölümünü seyreden, eline ip verip odaya kilitleyerek kızını intihara zorlayan babalar ve kaza süsü verilerek katledilen gencecik kızlar… Aile meclisinin aldığı karara(!) ses çıkarmayıp, yetiştirdiği, büyüttüğü kızının ölüm fermanını imzalayan analar… Ablasının kanına girmeye çekinmeyen “namusumuzu temizledik” diyerek yaptığına pişman olmayan erkek kardeşler. Katledilip çöp konteynerine atılan veya gömülen yeni doğmuş kız çocukları… Aman Allah’ım! Acaba çağdaş bir “Cahiliye Dönemi” mi yaşıyoruz?

Bugün ülkemizde okuma yazma bilmeyen 4,5 milyon kadın ve kızdan, 12-14 yaşları arasında evli binlerce çocuk gelin olduğundan söz ediliyor…

Çocuklar ana-babalarının kendi özel mülkleri değildir. Siz çocuklarınızın hayatları üzerinde dilediğiniz gibi tasarrufta bulunamazsınız. Çocuklar ana-babalara Allah’ın bir lütfu, bir emanetidir. Hiç kimse Allah’ın emanetine ihanet edemez. Buluğa ermemiş, evliliğin ne demek olduğunu idrak edemeyen gençleri evlendirmek ilahi emanete ihanettir. 17 yaşındaki genç bir kızı 60 yaşındaki kart bir adamla evlendirmek de bir ihanettir. Genç kıza ihanettir, yaşlı adama ihanettir, fıtrata ihanettir, emanete ihanettir… Emaneti ehline vermek, genç kızı genç delikanlıyla evlendirmek gerekir. Genci yaşlıyla evlendirmek zulümdür. İmana zulüm bulaştırmak da çok tehlikelidir…

Küçük yaşta ve zorla yaptırılan evlilikler Osmanlı Devleti’ni de rahatsız etmiştir:

“1854 yılında devlet ‘kızların zorla evlendirilmesini’ yasaklayan bir ferman yayınlamıştır. 1917 yılında çıkarılan Hukuku Aile Kararnamesi, yetersiz de olsa evlendirmeler için asgari bir yaş şartı getirmiştir. Bu kararnamenin uzun gerekçesinden size bir tek cümle aktaracağım:

‘Nice bîçareler dünyalarını görmeksizin evlendirilmişler, düğünleri yapılarak istikbaldeki felaketlerine gönderilmişlerdir!’ Kararnamede, böylece çocukların eğitim ve geleceklerinin mahvolduğu, bunun da ‘Devlet-i Aliye’ye çok büyük zararlar iras ettiği’ (bıraktığı) anlatılır! 1926’da Medeni Kanun, belli şartlarda asgari evlenme yaşını 14’e çıkardı. Ama ‘örf ve âdetler’ kanunlar kadar hızlı değişmiyor.” (Taha Akyol, İğrenç, Milliyet, 30 Nisan 2008).

Genel olarak evliliğin üç önemli hedefinden bahsedilir. Bunlar, düzenli ve meşru şekilde cinsel ihtiyaçların karşılanması, karı-kocanın birbirlerine maddi ve manevi destek olarak hayat arkadaşlığı kurmaları. Üçüncüsü de bunlara bağlı olarak bütün canlılarda var olan “neslini devam ettirme” anlayışını makul bir şekilde sürdürmek. (İlmihal II İslâm ve Toplum, s. 195, İSAM).

Küçük yaşta evlendirilen çocukların bu hedefleri anlayabildiklerini ve mutlu bir aile yuvası kurabileceklerini söylemek mümkün değildir? Neden aile dramları yaşanıyor sanıyorsunuz?

İslâm hukukunun evlilik işlemine kazandırdığı önemli ilkelerinden biri de kefâet kavramıyla ifade edilen “Küfüv” yani denkliktir. Bununla evlenecek eşlerin dini, iktisadi ve sosyal bakımdan birbirlerine denk olmaları kastedilir. Burada esas itibariyle erkeğin kadına denk olması aranmaktadır. (Bk. İlmihal II İslâm ve Toplum, s. 214).

Sosyal yönden birbirine denk olmayan, aklen, fiziken ve ruhen birbirinden farklı olan, aralarında anlayış ve kültür bakımından uçurum bulunan, yaş ve bedenen birbiriyle uyumlu olmayan eşlerin, özellikle çocukların birbiriyle veya kendilerinden yaşlı kimselerle evlendirilmeleri asla doğru değildir ve dine de uygun değildir. Böyle evlilikler toplumda büyük felaketlere neden olmaktadır. Şu ilginç haberi birlikte takip edelim:

“Erken sevgili bulmak da, geç kalmak da adamın başını belaya sokuyor… Prof. Dr. İsmet … 77 yaşında ve kendisinden 40 yaş küçük bir sevgili buldu… Şimdi bankacı sevgilisinin kendisini dolandırdığı iddiasıyla mahkemeye başvurdu… 13 yaşındaki aceleci çocuk baba oldu, ama 16 yaşında bir rakibi çıkıp gerçek baba benim, DNA testi isterim, diye tutturdu. Büyüklerimiz boşuna ‘her şey zamanında’ dememişler…” (D. Heper, Milliyet, 19 Şubat 2009).

— Devam edecek—