Siyaseti Bize Bırakırlar Mı?

Yayınlama: 31.01.2026
123
A+
A-

Siyasete ilgi duymaya başladığımda lise 1. sınıfta öğrenci idim. Lise 2. sınıfta 12 Eylül darbesini yaşadım; darbeden bir kaç hafta önce, Ağustos 1980’de, köyümün yollarına, köprülerine çeşmelerine yağlı boya ile yazı yazdığım için yargılandım ama yaşım küçük olduğundan beraat ettim. İslamcı, muhafazakâr, MTTB çizgisinde, MSP yanlısı idim o yıllarda. Üniversite yıllarında da İslamcı cereyanların etkisinde idim. Yeni Devir Gazetesi ve İslam Dergisi abonesiydim. Birlik Kitabevi’nin müdavimi idim. Heyecanlı ve sorgulayan bir gençtim. Birgün, müdavimi olduğum Çeto’nun Yeri isimli çayhanede, üst sınıflardan, çok okuyan, kitap kurdu, öğrenci iken edebiyat dergisi çıkaran şair yazar Necdet Subaşı ağabey ile derin bir sohbete daldık. Bana özetle, “İslamcılık ideolijisinin açmazlarından, radikalleşmenin tehlikelerinden, bugün savunduğumuz düşünceler yarın iktidar olduğunda ilk tepkiyi bizim göstermek zorunda kalabileceğimizden” bahsetti. Beni adeta duvara çarpmışa döndüren örneklerle etkiledi bu sohbet. Aradan nerdeyse 40 yıl geçti, Necdet Abi’nin söyledikleri kulaklarımdan çıkmadı. Yaşadığım pek çok olay onu haklı çıkardı.

İlk oyumu 1987 seçimlerinde kullandım. Belki de değişimimin ilk belirtisi olarak ilk oyum Rahmetli Turgut Özal’a nasip olmuştu. Ama, Özal’ın son dönemindeki olumsuzluklar ve Mesut Yılmaz dönemleri, demokrasi, hukuk ve özgürlük taleplerime cevap vermediği için Refah Partisinin demokrasi ve insan hakları açılımı ile Merhum Erbakan Hocamız’a oy vermeye devam ettim. Hatta, 1994 mahalli idareler seçimlerinde etkin görev alarak, yurt dışı araştırma bursumdan döner dönmez, belediye başkanlığını bir dostumuzun kazanmasıyla belediye bürokratı bile olmuştum. Akabinde, Refah Partisi TBMM grubunda danışman ve tercüman olarak görev alarak siyasetle iyiden iyiye haşır neşir olmaya başlamıştım. Refah partisinin kapatılmasından sonra, AK Partinin kuruluşunun ayak izi olan Erdemliler Hareketi içinde bulundum, AK Parti’nin kuruluş çalışmaları içerisinde yer aldım ve Tayyip Bey’in tercümanlarından biri olarak ilk uluslararası tanıtım faaliyetlerine katıldım. ANASOL-M Hükümeti döneminde başlayan Devlet Planlama Teşkilatı AB Eğitim ve Gençlik Programlarını sınavlarını kazanarak TBMM’den ayrıldım. Ancak 2011 yılında, TBMM Parlamenter Danışmanları Derneği’nin de talebiyle ABD Dış İşleri Bakanlığının finansmanıyla Washington’da ABD Kongresinde de bir süre danışmanlık görevinde bulundum. Bu görev adeta siyaseti danışmanlık görevimin zirvesi oldu.

2021 yılında emekli olur olmaz da, yine ileri demokrasi, hukukun üstünlüğü, özgürlükler ve kalkınma teorilerinin adresi olarak gördüğüm Deva Partisi’nde siyaset yapmaya devam ediyorum.

Bütün bunları uzun uzun anlatmamın önemli bir nedeni var: Bunca tecrübelerim gösterdi ki, ülkemizde siyasi partilerin Milletten gizlenen akreditasyon/onay mercileri var. Yani, hangi partilerin Milletin önüne ne kadarlık bir güçle çıkarılacağına karar verilen bir akreditasyon bu. Eskiden bu merci daha çok askeri bürokrasi veya onun etkisindeki derin yapılarda idi. AK Parti’nin ilk dönemlerinde karşılaştığı kapatma davaları, muhtıralar, muktedir olamama sorunları vs. hep bu mercilerle alâkalıydı.

16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde bu yapı askeri ve sivil bürokrasinin kararıyla bir parti devletine dönüştürüldü. Artık devletin bir partisi, o partinin yanında yer verdiği ittifak partileri bir de yine karşısına çıkarak “belli ölçülerle ve izin verildiği kadar” muhalefet yapmasına imkân verdiği ve anketlerde ortalama bir oy baremi belirlediği, akredite ettiği muhalif partiler var.

Bir de bu iki akredite/onaylı yapının dışında kendi türküsünü söyleyen ama bu türkünün kulaklara ulaşması her şekilde engellenen, bunların Milletten gizlenmesi için her şeyin yapıldığı siyasi partiler var. DEVA Partisi, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi bu sonuncu tip partilere birer örnek. Burada zikre değmeyecek belki başkaları da var. Türk tipi akreditasyonlu demokrasi benim perspektifimden böyle işliyor. Böyle bilir, böyle söylerim.

error: Kopyalama Yasak