Makro İktisat

Yayınlama: 08.03.2026
A+
A-

Normalden büyük uzun anlamında olan Latince “Makros” kelimesinden literatüre girmiş olan kelimedir. Makro; dilimizde de büyük anlamında kullanılır. Makro iktisatta; ekonominin bütününe ele alan milli gelir, enflasyon, istihdam gibi konuları inceleyen disiplin olarak ifade edilebilir. İngilizce de “makroeconomics” olarak ifade edilir.

Dünya ekonomisi 1920 li yıllara kadar arz, talep, fiyat gibi kavramlar ile ilgileniyordu. Ne zamanki 1929 yılının sonlarına doğru ABD de başlayan ve hızla yayılarak uzun süre devam eden ekonomik kriz iktisatçıları başka düşüncelere yöneltip yeni çözüm yolları aramaya başlattı.

Büyük bunalım diye ifade edilen bu dönemde ABD de işler ters gitmeye başlamış ve işsizlik 1,5 milyon kişiden kısa sürede 13 milyon kişiye ulaştı. Ekonomi 103 milyar dolar mal ve hizmet üretebilir iken birden yarı yarıya azalarak 55 milyar dolar civarına indi. Borsa çöküşü neticesinde milyarlarca dolarlık servet kaybı yaşandı. Kuzey Amerika da başlayıp, Avrupa yada yayılan ve dünyanın diğer ekonomilerini de etkilemiştir. Modern çağın en geniş ve uzun süren ekonomik bunalımı olmuştu.

Yaşanan işsizlik, ekonomik durgunluk gibi sorunlarını çözme konusunda klasik iktisat modelleri yetersiz kalmıştır. Böylece makro iktisat modelleri aranmağa ve geliştirilmeğe başlanmıştır. Literatüre bu dönemden sonra makro iktisat ve ilgilendiği konular dahil olmuştur.

İngiltereli iktisatçı John Maynard Keynes (1883-1946) 1936 yılında yayın İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorileri isimli kitabında; piyasaların ve bunların davranışlarını açıklamak için yeni teoriler ortaya atmıştır. 

Keynes klasik modellerin ileri sürdüğü gibi fiyat, ücret vb. kavramlar ile istihdamın açıklanamayacağını bunların yetersiz kaldığını belirtmiştir. İstihdama etki eden temel faktörün toplam talep olduğunu savunmuştur. Bu sebeple devletin ekonomiye elindeki araçlar ile müdahale edebileceğini savunmuştur. Böylece klasik iktisatçıların kabul ettiği “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” felsefesinin tamamen zıddı olarak ortaya çıkmış oluyordu.

Bu görüşleri ile Keynes, ikinci dünya savaşından sonra özellikle 1950 yıllarda devlet yöneticileri ve de iktisatçılar arasında hızlıca taraftar buluyordu.

Devlet, ekonomide istihdamı sağlamak, üretim düzeyini arttırmak, ekonomik dalgalanmaları azaltmak için elindeki vergi, yatırım harcamaları vb. imkânlar ile ekonomik hayata müdahale edebiliyor ve ekonomik istikrarı sağlamayı amaçlıyordu.

Sonuç olarak; toplum hayatının büyük kısmını ilgilendiren ekonomik olaylarda devletler vatandaşın refahı için değişik tedbirler alabilmektedir. Bireyler olarak huzurlu biri yaşam için; ekonomik olayları ve tedbirleri iyi okuyup anlamamız gerekmektedir.