
Enflasyon kelimesi Latince “İnflare” üflemek veya şişirmek kelimesinden gelmektedir. İngilizcede “İnflate” şişme şişirme kelimesinin “ion” eki alması ile ekonomi literatürüne girmiştir. Hemen, hemen birçok dilde bu şekilde kullanılmaktadır.
Özellikle bizim gibi ülkelerde hemen her birimiz bu konuda fikir sahibidir; ve de yaptığımız mecazi tanımları vardır.
Kısaca tanımlayacak olur isek; ekonomideki tüm fiyatlarda görülen genel artışa ENFLASYON denir. Herhangi bir malın fiyatının artışı enflasyon olarak tanımlanmamalıdır.
Bütün fiyatların artmış olması gerekir. Bütün malların fiyatlarının artmış olmasına da FİYATLAR GENEL DÜZEYİ denir. Fiyatlar genel düzeyindeki artış enflasyondur. Herhangi bir malın fiyatındaki artış o mal veya hizmete gelmiş ZAM olarak adlandırılır. Bunun da arz talep veya başka sebepleri olabilir.
Fiyatlar genel düzeyini belirlemek için geçmişe dönük her hangi bir yıl başlangıç olarak kabul edilir. Bu başlangıç yılı temel alınır. Fiyatlar 100 temel değer olarak kabul edilir. Daha sonraki yıllarda ki fiyatlar basit bir orantı hesabı ile temel alının 100 değerine göre değerlendirilir. Fiyatların 100 temel değerine göre yüzde kaç arttığı veya azaldığı tespit edilir ve % ile ifade edilir. Artışlar enflasyon, azalışlar deflasyon olarak değerlendirilir.
Temel yıl seçilirken gelişi güzel seçilmemesi gerekir. Sosyal olaylar, siyasal olaylar, doğal afetler, bir önceki yılın aynı zamanı, vb. ekonominin tamamı üzerinde etkisi olması gerekir.
Tedavüldeki para miktarının artması, döviz kurunun artması, aşırı talep, arz miktarındaki azalışlar vb. ekonomik olaylar enflasyon oluşma sebeplerine örnektir.
Ülkemizde her ayın 1. de İSO (İstanbul Sanayi Odası), 3. de TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve ENAG (Akademisyenlerden oluşan, Enflasyon Araştırma Grubu) enflasyon rakamlarını açıklamaktadır.
Açıklanan rakamlar: Yıllık enflasyon, aylık enflasyon, ÜFE (Üretici Fiyat Endeksi), TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) den oluşmaktadır.
Sonuç olarak, biz tüketiciler için paranın değerinin azalmasıdır. Aynı para birimi ile bir öncekinden daha az miktarda mal alabiliyor olmaktır. Bu da dar ve sabit gelirli aileler için hayat şartları altında ezilmektir. Her geçen günün bir öncekinden daha kötü olduğu anlamına gelir. Uzun vadede bireylerde yozlaşma, ahlaksızlık, şiddet vb. istenmeyen davranış bozuklukları oluşur. Bunlar yeni normal gibi kabül edilir. Ama aslında bu bir toplumsal çöküşün habercisidir. Tek temennimiz bu günleri yaşamamak.
Gelecek yazılar da görüşmek üzere hoşçakalınız.