Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Öncelikle şu konuda bir netleşelim: Ben sıradan bir odun parçası değilim. Bana öyle ormandaki alelade bir dalmışım gibi bakmayı bırakın lütfen. Ben, bir dönemin fizik kurallarını altüst eden, köylerin yük dağılım mühendisi, o meşhur Sulacıyım.
Şimdilerde beni şehirdeki o lüks restoranların duvarlarına şark köşesi dekoru olsun diye çiviliyorlar. Önümden geçen her espresso bardaklı modern insan, “Ay ne otantik bir şey bu böyle” deyip geçiyor. Otantik mi? Yahu ben zamanında bu memleketin çilekeş analarının, genç kızlarının omuzlarında kaç ton su dengeledim, haberiniz var mı sizin? Benim sırtımdaki o kavis, doğuştan gelen bir kamburluk değil; omuz kavisini tam kavrayayım da taşıyan canın eti ezilmesin diye usta bir keserin, sabırlı bir elin günlerce uğraşarak bana verdiği bir şefkat bükümüdür.
Benim hayatım bir denge sanatıydı. Sağ ucuma bir bakraç, sol ucuma bir bakraç takılırdı. Eğer sağdaki bakracı dolduran kızcağız, soldakini biraz eksik bıraktıysa, vay benim halime! Sol omuza doğru kayar, dengemi bulana kadar hafifçe sızlanırdım. Ama o köy kadınları yok mu… Öyle bir yürüyüş ritimleri vardı ki, sanırsınız podyumdalar. Adım atarken kalçalarını hafifçe yana kırar, omuzlarını tatlı bir esneklikle sallarlardı. Dışarıdan bakan “Ne nazlı yürüyor” zannederdi, oysa o bir hayatta kalma taktiğiydi! Onlar öyle ritmik sallandıkça, ben de yaylanır, iki ucumdaki bakraçların birbirine vurmasını engellerdim. Su dökülmezdi, bacaklar morarmazdı. Bir nevi amortisördüm ben o zamanlar.
İşin dramatik kısmı ne biliyor musunuz? Ben o insanların en mahrem anlarına şahit oldum. Çeşme başında sevdalısını görüp de heyecandan sulacıyı omuzuna ters takmaya çalışan delikanlıları da gördüm; kuyu başında “Bu yıl da ekinler kurudu, ne yapacağız?” diye içini çekip gözyaşını bakracın içine düşüren babaları da… Ben sadece su taşımadım, o köyün gizli tarihlerini, dertlerini, neşesini omuzlarımda gezdirdim.
Şimdi bakıyorum da, spor salonlarında “shoulder press” yapıp omuz kası geliştirmeye çalışan gençleri görüyorum. Ah be güzelim, sen gel onu bir de benim üzerimde dene bakalım! İki tarafında yirmi biner kiloluk suyla, çamurlu patika yolda, ayağındaki lastik ayakkabıyla kaymadan yürümek hangi kas grubunu çalıştırıyor, o zaman anlarsın.
Biz bittik, omuzların da dengesi bozuldu. Şimdi herkesin yükü tek bir tarafa biniyor, o yüzden herkesin ruhu fıtık sanki…