Musiki Ruhun ve Dindarlığın Gıdasıdır-2

Yayınlama: 15.06.2026
A+
A-

MUSİKİ RUHUN VE DİNDARLIĞIN GIDASIDIR: (2)

Şarkı, Türkü Söylemek ve Dinlemek Günah mıdır?

Musikinin dini hükmü nedir? Şarkı icra etmek, türkü okumak ve bunları dinlemek günah mıdır?

Böyle bir soruya bülbülün ötmesinin, gülün kokmasının hükmü nedir? sorusuyla cevap vermek gerekir. Güzel bir sözün, güzel bir sesin hükmü sorulur mu? Güzel bir resmi görmek, güzel bir manzarayı seyretmek, güzel bir bahçeyi gezmek neden günah olsun?! Türk milleti Ramazan’da davul sesiyle sahura kalkıp, yine davul sesiyle iftar eden bir geleneğe sahiptir. O davulun sesi anlayana güm, güm diye değil, Allah, Allah diye gelir…

Bugün ruhsuzun biri çıkıp “musiki haramdır” diyebiliyor. Peki, sormak gerekir, güzellik haram olur mu? Ancak o güzelliği kötü yönde kullanır, toplumu isyana teşvik eder veya şehevi arzuları tahrik edersen o başka… Adam güzel bir kavunu veya peyniri içkiye meze yapıyorsa ne yapacağız? Kavun ve peynir yemek günahtır mı diyeceğiz? Peki, kavun ve peynirin suçu nedir?

Endülüslü ünlü âlim İbn Hazm, “Müziğin haramlığı konusundaki rivayetlerin hepsinin uydurma olduğunu söylemiştir. Allah, daha çok ciddiyete yardımcı olsun diye, herhangi bir oyunla nefsini rahatlatan kimseyi kınamamıştır. Ameller niyetlere göredir. Bir Müslümanın bir bahçeyi seyretmesi veya gezinmesinde bir sakınca yoktur. Doğrusu, müzik sözdür. Sözün de güzeli güzel, çirkini çirkindir. Günah içerikli şarkılar olabileceği gibi, anlamı ve edası güzel dini, askeri veya duygusal şarkılar da vardır. …” (İlmihal II İslâm ve Toplum, s. 110).

Böyle şarkıları ve türküleri söylemek, dinlemek neden günah olsun?

Mesela Muazzez Abacı’nın çok güzel icra ettiği, “Seninle cehennem ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır” sözleri nasıl anlaşılmalıdır? Yunus Emre, “Cennet cennet dedikleri, birkaç köşk birkaç huri, isteyene ver anı, bana seni gerek…” derken ne anlaşılıyorsa bu sözlerden de o anlaşılmalıdır. Rabiatü’l Adeviyye’nin “Bir kova su alıp cehennemin üzerine döküp, onun ateşini söndürmek” istemesinden ne anlaşılıyorsa, bu sözlerden de o anlaşılmalıdır. Allah ’sız, imansız, ibadetsiz bir cennet sürgün sayılmaz mı? Bu sözlerden biraz da ne anladığımız ve niyetimiz önemli.

Kötüye kullanırsan her şey günahtır. Hatta İmam-ı Gazali’nin belirttiği gibi, “İnsanları Allah’ın yolundan saptırmak için Kur’an okumak bile haramdır.” (Gazzâlî, İhyâ, II, 282’den İlmihal II İslâm ve Top- lum, s. 108). İbn Hazm’da, bir kimse insanları aldatmak için Kur’an satın alsa veya onu okusa bu da haramdır, diyor. (Bk. Muhammed Gazali, AGE, s. 108-109).

Hz. Peygamber de Musiki Dinlemiştir:

Rivayete göre Hz. Peygamber bir düğün eğlencesine bizzat katılmış, hatta gelinin yatağına oturmuş ve tef çalıp şarkı söyleyen kızları dinlemişti. Kızlar, “Aramızda yarın ne olacağını bilen Peygamber vardır” şeklindeki bir mısraı terennüm ettiklerinde ise hemen müdahale etmiş ve “Demin söylediklerinizden söyleyin!” buyurmuştu. Anlaşılacağı üzere burada müdahale şarkıya değil, sözün anlamınadır. Çünkü yarın ne olacağını sadece Allah bilir, Peygamber dâhil hiç kimsenin gaybi bilmesi söz konusu değildir. (Hadis için bk. Prof. Dr. Yavuz Köktaş, Günümüz Hadis Tartışmaları, s. 78, İFAV; Ed. Mehmet Bulğen-İsmail Taşpınar, Tarihten Günümüze Tartışmalı İnanç Meseleleri II, Prof. Dr. İlyas Çelebiden, s. 173, İFAV ).

Benzer bir rivayet de şöyledir: Hz. Ebubekir, bir defasında kızı Hz. Ayşe’nin evine girip orada iki cariyenin şarkı söylemekte olduğunu görünce, “Allah’ın Resulü ’nün evinde şeytanın mizmarı (çalgısı) ha!” diye çıkışmıştı. Hz. Peygamber ise, “Onlara ilişme ey Ebubekir! Bugün bayram günüdür” demiştir (İbn Mace, Nikâh, 21). Eğer müzik haram olsaydı Hz. Peygamber’in evinde icra edilmezdi. (Buhari ve Müslim; Yunus Apaydın, AGE, s. 350).

“Hz. Peygamber, Habeşlilerin Mescitte folklor gösterisine, kılıç-kalkan oyununa izin vermiş, bu gösteriyi izlemesi için eşi Hz. Ayşe’yi de bizzat kendisi götürmüştür.” (Buhari ve Müslim; Doç. Dr. Bünyamin Erul, Sahabenin Sünnet Anlayışı, s. 88-89, TDVY). Hz. Ayşe bu gösteriyi izlediğini şöyle belirtir: Çenemi Peygamber ’in omuzuna koydum, yüzümü de onun yanağına dayadım…” (Nesai, Kebir’den Zerkeşî, haz. Bünyamin Erul, Hz. Aişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler, s. 145, dipnot: 112, OTTO).

Hangi mescitte bugün folklor oynanmakta ve hangi Müslüman Hz. Peygamber gibi karısıyla yanak yanağa müzik dinleyip, folklor izlemektedir? Hatta kimi Müslümanlar bugün, Hz. Peygamber’in bu yaptığını beğenmeyecek ve onu eleştirecek kadar sözüm ona daha dindardır!

“… Bir bayram günü milli rakslarını icra eden bir Habeşli kadını gören Peygamberimiz (sa.) Hz. Ayşe’yi seyretmeye çağırmıştır.” (Aynî, Umdetu’l-Kari, III, 358’den Hayrettin Karaman, Günlük Hayatı- mızda Haramlar Helaller, s. 132).

“Hac yolculuğu sırasında ihramlı birinin türkü çağırdığını söylediklerinde Hz. Ömer: ‘Bırakın adamı! Türkü yolcunun yoldaşıdır (azığıdır)’ demiştir. (İbnu’l Cevzi, Menakıbu Ömer, 208’den Dr. Mehmet Erdoğan, İslâm Hukukunda Ahkâmın Değişmesi, s. 83-84, İFAV).

Endülüslü âlim Şâtıbî’nin anlattığına göre, “Hz. Ömer’e bir grup insan gelerek, imamlarının namazı bitirdikten sonra teganni ettiğini (şarkı, türkü söylediğini) söyleyip şikâyette bulunurlar. Neticede Ömer adamın yanına gider. Kendisi hakkında iyi olmayan şeyler duyduğunu söyler. Adam şu şarkıyı mırıldanıyorum deyince, şarkının sözlerini beğenen Ömer, ‘Böyle olduktan sonra isteyen şarkı söylesin” der… (Muhammed Gazali’den İlmihal II İslâm ve Toplum, s. 110, İSAM).

İslâm Eğitim ve Kültür Tarihi incelendiğinde görülecektir ki, birçok muallim, çocuklara Kur’an-ı Kerim öğretirken aynı zamanda musiki de öğretmiştir. Çünkü Kur’an ile musiki birbirinden ayrılamaz.

Mûsikîşinâs el-Katrânî, Muhammed b. Hasan’ın şöyle dediğini nakletmiştir: “Muallim Halil, aynı yerde hem çocuklara dadılık yapıyor hem de cariyelere şarkı öğretiyordu. Onun huzurunda bulunan biri bana şöyle anlattı: ‘Bir gün Halil’in yanında bulunuyordum. O, önünde Kur’an okuyan oğlan çocuğuna, ‘İnsanlar içinde, bilgisizce, Allah yolundan sapıtmak, o yolu bir eğlence edinmek için icat edilmiş boş lafa müşteri çıkan nice adam vardır’ (Lokman, 31/6) ayetini tekrar ediyor; sonra da kız çocuğuna yüzünü çevirerek, ona da bir şarkıyı tekrarlıyordu’.” (El-Ağânî, XXI, 48’den Dr. Ahmet Çelebi, ter. Prof. Dr. Ali Yardım, İslâm’da Eğitim-Öğretim Tarihi, s. 272, DAMLA).

Abbasilerin meşhur Halifesi Harun Reşit’in, zengin şiir ve musiki repertuarına sahip Denânir isimli kadın şarkıcıyı dinlemekten zevk aldığı, Harun Reşit’in kız kardeşi Uleyye’nin teganni sanatında üstün olduğu, güzel şiirler okuduğu, şarkılar söylediği belirtilir… (Dr. Ahmet Çelebi, AGE, s. 282).

Halife el-Memun’un kızı Hatice hem güfte yazıyor hem de beste yapıyordu… “Uneydet’üt-Tanburiyye, çarpıcı güzelliği, üstün ahlakı ve aşırı zekâsı olan bir kadındı. Tanbûr isimli musiki âletini bü- yük bir ustalıkla çalardı. Bu sebeple Uneyde, Tanbûriye lâkabını almıştı. Gayet hoş ve tatlı bir sesi vardı.” (Dr. Ahmet, Çelebi, AGE, s.284).

Hz. Peygamber ve Abbasi halifeleri kadın erkek ayırımı yapmadan şarkıcıları dinliyor, halifelerin kızları ve kız kardeşleri güfte yazıyor, beste yapıyor. Sonra da dar kafalı birileri çıkıp şarkı söylemek, türkü okumak günah diyor. Şayet kadın sesi veya musiki haram olsaydı, Hz. Peygamber ve halifeler o şarkı ve türküleri dinlerler miydi?

Devam Edecek…