Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
MUSİKİ RUHUN VE DİNDARLIĞIN GIDASIDIR. (4)
6- Alkol ve Müzik Beraber Olamaz:
Alkol ile musiki bir arada olur mu? Olamaz. İçki ile müziğin bir arada olamayacağını ben değil, bizzat musiki ustaları söylüyor. Onların görüşlerine de yer vererek konuyu toparlayalım.
72 yaşındaki klarnet sanatçısı Barbaros Erköse 2010 yılında yaptığı bir söyleşide şöyle demişti: “Klarnet sesi, müziği bilmeyen müzisyenler yüzünden eğlence müziği oldu… Hâlbuki klarnet iyi konuşan bir insan gibidir… Klarnet bir ruhtur, mutluluk veren bir hüzündür…”
Yine Klarnet denilince sadece Türkiye’de değil, dünyada da akla gelen ilk isimlerden biri de Mustafa Kandıralı’dır. O da 2011 yılında yaptığı bir konuşmada şöyle demişti: “İçki ile saz geçinemez. Ben içseydim bugünlere gelemezdim.”
Türk müziğinin ünlü isimlerinden biri olan Alaattin Yavaşça, müziğin bir ibadet gibi olduğunu, içkinin olduğu yerde ibadetin olamayacağını belirtip, gazinolarda çalışmayı reddettiğini, söylüyor. (Bk. Yeni Şafak, 29 Kasım 2009).
Özellikle musiki icra eden sanatçıların kıyafetleri de önemlidir. Giyimleri, kostümleri icra ettikleri şarkının, türkünün ruhuna uygun olmalı, müziğin önüne geçmemelidir. Dekolte kıyafetlerle, açılarak saçılarak, yarı çıplak bir şekilde sanat icra edilmemeli ve dinleyiciye saygılı olunmalıdır. Dinleyici vücut seyretmek değil, musiki dinlemek ister.
Şu hâlde alkol ile musiki, içki ile saz bir arada düşünülemez. Vücudun teşhir edilerek musiki icra edilmesi doğru değildir. Müslüman Türk milleti olarak artık şu müziği, sanatı, estetiği düştüğü yerden kaldırmalı, bu değerler, anlamayanların elinden, dilinden kurtarılmalı ve yeniden aslî konumuna getirilmelidir. Çünkü şarkı, türkü, ilahi gibi duygusal değerlerden anlamayan; ney, saz, ut, keman bilmeyen; sanattan, mimariden, estetikten ve güzellikten zevk almayan bir toplum, “Büyük Millet” olamamış demektir. Türkü söylemeyen, türkü dinlemeyen Türk’ü anlayabilir mi?
“Çok insan anlayamaz eski musikimizden
Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden” diyen Yahya Kemal haksız mı?
7- Sonuç:
Batı’da musiki insanda başlar insanda biter. İslâmî Türk geleneğinde musiki, insanda başlar, ilahi aşka dönüşür ve Allah da biter. Anadolu coğrafyasında, “Ey Leyla” diye yola çıkıp, yolculuğunu “Ya Mevla” diye tamamlayan Mecnun misali birçok gönül insanı vardır.
Bu sebeple İmam Gazzali, “Musiki insanın kalbinde ne varsa onu güçlendirir, hangi tutku baskınsa onu canlandırır” diyor. İnsana ruh veren musikiyi nafile bir ibadet gibi görüyor.
“Mademki güzele hayran olmak, Tanrı’ya hayran olmaktır. Mademki her büyük düşünce bizi Allah ’a kanatlandırır. Neden iman mabedinin sütunları aşk, şiir ve hikmet olmasın.” (Mustafa Kara, AGE, s. 183). Neden musiki bizim ruhumuzu ve dindarlığımızı kanatlandırmasın?
Burada Neyzen Tevfik’e de bir söz verelim. O şöyle diyor:
“Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti.”
Müslüman Türk insanı olarak kültürümüze ve değerlerimize yabancılaşmayalım. Sanatımıza, mimarimize, musikimize, sazımıza, sözümüze sahip çıkalım…
Konuyu güftesi (sözleri) Dursun Ali Akınet’e, bestesi ise Selahattin Aygün’e ait hüzünlü bir eser olan “Yolun Sonu Görünüyor” ağıtı ile bitiriyorum. Eser, 85 yaşında “Yolun sonu görünüyor” dedikten sonra vefat eden anne için yazılmış ve usta sanatçı Musa Eroğlu tarafından yorumlanarak geniş kitlelere ulaştırılmıştır.
Yolun Sonu Görünüyor:
Bana ne yazdan bahardan,
Bana ne borandan kardan,
Aşağıdan yukarıdan,
Yolun sonu görünüyor.
Geçtim dünya üzerinden,
Ömür bir nefes derinden,
Bak feleğin çemberinden,
Yolun sonu görünüyor.
Azrail gelir kendi,
Ne ağa der ne efendi,
Sayılı günler tükendi,
Yolun sonu görünüyor.
Bu dünyanın direği yok,
Merhameti yüreği yok,
Kılavuzun gereği yok,
Yolun sonu görünüyor.”
Musikinin ruhunu anlayıp yolun sonunu görenlere selam olsun…