Canda Özür Olmaz

Yayınlama: 05.07.2026
A+
A-

CANDA ÖZÜR OLMAZ

Şol gökleri kaldıranın,
Donatarak dolduranın,
Ol deyince olduranın,
Doksan dokuz adıyla

Yıllar evvel bu isimli bir derneğin varlığını ve çalışmalarını radyodan öğrenmiştim. Bu ifade beni çok etkilemişti. Üzerinde epeyce düşünmüştüm. “Canda özür olmaz”, öyleyse özür neyde olur? Tende mi? Yani vücutta, yani bedende mi? Zihinsel özürlü ne demek?

Sonra babam elinin parmaklarını biçki makinesine kaptırdı. Artık sağ eli, işlevini tam olarak yapamıyordu; ama babam, eski babamdı. Ustalığa devam ediyordu. Aklı her şeye yetiyordu. Evet, özür canda değil, tende idi.

Peki, zihinsel özürlüler ne oluyor diyesi geliyor insanın. Sonra beyin ölümü gerçekleşiyor, ama canlılık devam ediyor. Öyleyse ölümsüz, kusursuz, özürsüz olan, ruh mudur? Kur’an-ı Kerim’de Secde sûresi 9. ayet-i kerimede, “…sonra ona düzgün bir şekil vermiş ve ruhundan ona üflemiş…” Bu konularda Rabbimiz ne bildirmişse onu biliyoruz.

2014 yılında Mekke’de bileğimin üstünden ayağım kırılmıştı, basamıyordum. Tekerlekli sandalye ile önce doktora gittim, sonra beni Kâbe’ye götürüp son ziyaretimi yaptırdılar. Dönüşte otelin merdivenlerinden gençler tekerlekli sandalyenin dört yanından kaldırarak çıkardılar. O zaman iliklerime kadar anladım ki insanın canında daha doğrusu ruhunda özür olmuyor.

Geçenlerde yengem de kolunu makineye kaptırdı. Az kalsın kan kaybından gidecekti. Rabbim onu bize bağışladı. Üzüldük, perişan olduk; ama şükür, iyileşiyor. Kendisiyle konuşunca rahatladım. “İyiyim, gittiyse kol gitti, kendim iyiyim. Allah’tan gelene amenna, yeter ki Rabbim bizi kulluğa kabul etsin.” dedi. İmanlı olmak ne güzel!

Sıtkı Bey’in ninesi anlatırdı: “Komşu köyde âmâ birisi vardı, nakışlı kilimler dokurdu.” Görmeyen birinin nakışlı kilim dokuması… Yine Bahadırlı’da samıt bir kadın vardı, bizim eve çok gelirdi. Bir gün otururken evin önünden motur (traktör) geçti. Samıt koşarak balkona çıktı. İşaretle “Nereden anladım?” diye sordum; burnunu gösterdi, kokusunu duymuş.

Yine bizim öğretmenlik yıllarımızda tanıdığımız, kaza sonucu gözlerini kaybeden Necati Bey okuyup avukat oldu.

Cemil Meriç görme yetisini tamamen kaybediyor, ama eser üretmeye devam ediyor.

Âşık Veysel çoğu görenden daha derin görüyor.

  1. van Beethoven, küçük yaştan itibaren işitme sorunları yaşıyor; ama dünyanın en büyük bestekârlarından biri oluyor.

2013 yılında Gottfried Wilhelm Leibniz Bilim Ödülü’nü alan ve 35 yaşında profesör olan Onur Güntürkün, küçük yaşta geçirdiği felç dolayısıyla yürüme engellidir.

  1. Edison da işitme yetisini yüksek oranda kaybetmiş birisi ama ampulü insanlığa armağan etmiştir.

Birçok yerli ve yabancı, tanınmış kişi, bu türlü rahatsızlıkları yaşıyor.

Akıl varsa özür yok. Özür, aklın gitmesi veya örtülmesi ya da yeteri seviyede olmaması ile alâkalı. Çünkü aklı olan Müslüman’a namaz farz, aklı yoksa namaz da yok.

Öyleyse akıllı olanlara nasıl vazifeler düşüyor?

  • Canda özür olmaz, unutmayacağız. Karşımızda bir canın varlığı bizim tavrımızı, üslubumuzu belirlemelidir.
  • Onlara elimizden gelen kolaylığı göstermeli, yardımı yapmalıyız.
  • Sosyal devlet, yaptığı her eserde onların ihtiyaçlarını hesaba katmalıdır.
  • Belediyeler bu işi önemsemelidir.
  • Varsa hayatlarını kolaylaştıracak alet edevat temin edilmelidir.
  • Biz vakıf medeniyetinin çocuklarıyız. Olmuyorsa bu imkanlar vakıflar tarafından sağlanmalıdır.
  • Her şeyden önce gönüllerdeki merhamet duygusu, sevgi dallanıp çiçeklenmeli; güzel kokusu bütün dünyayı kaplamalıdır.

Acılar azalır sevgiyle,
Sevgiyle dünya cennet olur.

****

Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz
                         Yunus Emre