Ahmet Davutoğlu İzlenimlerim…

Yayınlama: 02.08.2026
A+
A-

Son seçilmiş Başbakanımız Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu ile ilgili benim de bizzat yaşadıklarıma, şahit olduklarıma, duyduklarıma dayalı bazı tespitlerim var.

Davutoğlu Hoca’yı ile ilk kez, 1992 yılında Konya Büyükşehir Belediyesinin Ramazan etkinlikleri çerçevesinde Mevlana Kültür Merkezinde düzenlediği konferansta dinleme sonra da tanışma fırsatı bulmuştum. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi’nde öğretim üyesi iken yaz tatiline geldikleri bir dönemdi. Kalabalık bir dinleyici kitlesi önünde etkileyici bir konuşma idi. Çok dikkatimi çekmiş kendisiyle tanışma gereği duymuştum. O yıllarda Müslüman entelektüel dünyada seçkin/ci bir tarzı vardı Hoca’nın. İzlenim Dergisindeki yazılarını da o konferanstan sonra takip etmeye başladım.

Yıllar sonra Ankara’ya, Boğaziçi Üniversitesinde profesör iken Başbakan Müşaviri olarak geldiğinde, Balkanlara bir seyahatte kendisiyle birlikte idim. Yıl 2004 olsa gerek. Hatta Üsküp’te bir camide onu kaybetmistik de, şarapçı tuvalet görevlisinin odasında adamcağıza sarılıp ona gözyaşları içinde dînî nasihatlerde bulunurken bulmuştuk onu. Seyahatimizdeki intibâmız oldukça dindar ve samimi bir mü’min olduğu yönünde idi

Dışişleri Bakanlığı döneminde kendisine ulaşamadım, zira özel kalemi ve yakın çevresi Hoca’ya kale gibi bir duvar örmüşlerdi. Daha sonraları Başbakanlık döneminde, Hoca’nın tüm başarısızlığına sebep olacak olan muhteris, kibirli, yanlış insanlardan müteşekkil bir duvardı bu. Hoca dışişleri bakanı iken, bakanlık müsteşarı Naci Koru Bey beni aradı. İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan sonra koskoca Türkiye olarak teşkilat bürokrasisinde temsiliyetimizin zayıf olduğunu, münhal bulunan genel sekreter yardımcılığı için bendenizi aday göstermek istediklerini söyledi. Kısa süre sonra da bu konuda, yani, ülkemiz adına bendenizin aday gösterildiği diplomatik notayı hazırladılar ve Riyad Büyükelçiliğimiz üzerinden İİT’na gönderdiler. Bu aşamada Suudlu genel sekreter nezdinde kulis yapılması gerekiyordu. Bir kaç hafta sonra Davutoğlu Hoca Cidde’de bulunmasına rağmen mezkûr duvarı aşıp da Hoca’yı genel sekreter ile görüştüremedik ve kulisi başaran Afrika’nın minik ülkesi Togo’nun adayı genel sekreter yardımcısı oldu.

Gel zaman git zaman Hoca Başbakan oldu. İlk haftalarda Başbakanlığa bağlı kurumlardan birifng alıyordu. Biz de Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak bekledik ama bizden brifing alınmadı. Öğrendik ki Hoca’nın brifingleri alma şeklinde değil de verme şeklinde geçiyormuş. Sadece Hoca konuşuyormuş befinglerde:))

O yıllarda, Hoca belki Cumhurbaşkanımız ile pek çok konuda görüş ayrılığında haklı olmuş olsa bile, yakın çevresinin itici, çok üstten ve ayrılıkçı tavırları Ankara’da çok konuşuluyor ve rahatsız edici boyutlara ulaşıyordu. Hoca’nın başarısızlığı maalesef özel kaleminden, bazı danışmanlarından başlayarak yakın çevresinden kaynaklanıyordu. Ama Hoca’da da galiba dinleme ve istişare etme gayreti, konuşma gayretinden çok daha azdı.

Hoca’nın tekrar akademide ve ilim dünyasında hizmet etmesinin, siyasetten uzaklaşmasının kendisine ve Milletimize daha faydalı olacağı kanaatindeyim. Allah nice hayırlı hizmetlerle, sağlık ve afiyet içinde bereketli ömürler versin Hocamıza.