Çocuk Evlilikleri Rezaleti!-2

Yayınlama: 30.04.2026
A+
A-

ÇOCUK EVLİLİKLERİ REZALETİ-2

–Geçen yazının devamı–

Kur’an-ı Kerim’de sık sık vurguladığı gibi Hz. Muhammed (sav) de öncelikle bir insandır, bir baba ve bir dededir. Onun da kız evlatları ve kız torunları olmuştur. Onu model alacağımıza göre burada Onun kızları ve kız torunlarıyla ilişkisinden de bahsetmek gerekir. Onun dört kızının en küçüğü olan Hz. Fatma ile ilişkisini kaynaklar şöyle naklediyor:

Hz. Peygamber kızı Fatma’yı görünce sevinir, onu ayakta karşılar, ellerini tutarak yanaklarından öper, ona iltifat edip yanına veya kendi yerine oturturdu. Babası evine gelince Hz. Fatma da onu aynı şekilde karşılar ve ağırlardı. Hz. Peygamber sefere giderken aile fertlerinden en son kızı Fatma ile vedalaşır, seferden dönünce de ilk olarak kızıyla görüşürdü… Allah Resulü: “Fatma benim bir parçamdır, onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen de beni üzmüş olur” buyurmuştur (Müslim, ‘Fezâilü’s- sa- hâbe’, 94)… Hz. Fatma’nın bilhassa yürüyüşü, Hz. Peygamber’in yürüyüşüne benzetilirdi… (Bk. Gülgûn Uyar, Ehl-i Beyt / İslâm Tarihinde Ali-Fatma Evladı, s. 47, İFAV YAYINLARI).

Damadı Hz. Ali’nin kızı Fatma’nın üzerine evlenmesini teklif edenlere de şiddetle itiraz etmiş, kızının üzülmesine izin vermemiştir.

Hadis kaynakları Hz. Peygamber’in kız torunuyla ilişkisinden de şöyle bahsetmiştir.

Ebu Katâde’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:

“Biz öğle yahut da ikindi namazı için Resulullah’ı (sav.) beklemekteydik. Bilal de Resulullah’ı namaza davet etmiş iken bir de baktık ki, Zeynep’in kızı Ümame (yani torunu) omuzunda olduğu halde mescide girip namaz kılacağı yere durdu. (Ona, uyarak) biz de arkasına durduk. Ümame, Resulullah’ın omuzunda duruyordu. (Resulullah) tekbir aldı, biz de tekbir aldık. Hz. Peygamber rükûa varmak isteyince onu omuzundan aşağı indirdi. Sonra rükû ve secdeye vardı. Secdeyi bitirip de ayağa kalkmak isteyince Ümame’yi yine omuzuna koydu. Allah Resulü namazı bitirinceye kadar her rekâtta bunu yapmaya devam etti.” (Ebu Davud, ‘Salât’, 164-165; Nesâî, ‘İmâmet’, 37).

Bu çok önemli bir tavırdı. Muhtemelen Hz. Peygamber, kız çocuklarının horlandığı bir dönemde bu hareketiyle şu mesajı veriyordu: “Siz kız çocuklarınızı, torunlarınızı aşağıladınız, insan yerine koymadınız, onları diri diri toprağa gömdünüz, ben ise onları baş tacı yapıyorum. Kız torunum başımın üstünde olduğu halde size namaz kıldırıyorum. Bundan böyle siz de kız çocuklarınıza, torunlarınıza sahip çıkın, onları baş tacı yapın, onlar buna layıktır. Çünkü onlar Allah’ın emanetidir.”

Hz. Peygamber (sav.) kız ve erkek çocuklar arasında ayırım yapılmasına şiddetle karşı çıkmış ve O: “Eğer ben birisini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım” (Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs) buyurmuştur. Allah Resulü ’nün asırlar öncesinden işaret ettiği kız çocukları lehindeki bu anlayışa bugün “Pozitif Ayrımcılık” deniyor ve insanlık bu noktayı daha yeni seslendiriyor.

Yine Allah Resulü şöyle buyurmuştur:

“Kimin üç (veya iki veya bir) kızı (veya kız kardeşi) olur da onlara iyi muamelede bulunur, erkek çocuklarını bunlara tercih etmez ve eğitimlerini en güzel şekilde yerine getirirse, Allah onları kendisi için cehenneme karşı bir perde kılar ve onu cennetine koyar.” (İbn Mace, ‘Edeb’, 3; Tirmizi, ‘Birr’, 13, Ebu Davud, ‘Edeb’, 130).

Şu hâlde Hz. Peygamber, kız çocuklarının erkek çocuklardan farklı olmadığını, çocuklar arasında ayrım yapmanın büyük bir haksızlık olduğunu söylemiş ve kız çocuklarının küçük yaşlarda evlendirilmelerini değil, en güzel şekilde eğitim görmelerini ve yetiştirilmelerini emretmiştir.

Hz. Peygamber Kendi Kızını Kaç Yaşında Evlendirmiştir?

Evlilik yaşı konusunda kaynaklarda Hz. Fatma örneğinden bahsedilir. Acaba Peygamberimiz en çok sevdiği küçük kızı Hz. Fatma’yı kaç yaşında evlendirmiştir?

Hz. Fatma’nın peygamberlikten önce Kureyş’in Kâbe’yi inşası veya tamiratı sırasında Mekke’de doğduğu belirtilir. Bedir savaşından sonra Medine’de Hz. Ali ile evlendiği rivayet edilir. Hz. Ali’nin ise yine peygamberlikten on yıl önce Mekke ’de dünyaya geldiği haber verilir… (Bk. Gülgün Uyar, Ehl-i Beyt / İslâm Tarihinde Ali-Fatma Evladı, s. 45, 47, İFAV YAYINLARI).

Hz. Muhammed (sav.), 35 yaşlarında iken Kâbe’nin tamir ve inşa edildiği, 40 yaşında O’nun peygamber olduğu, 13 yıl Mekke’de İslâm’ı yaymaya çalıştığı, hicretin ikinci yılında Medine’de Bedir savaşı yapıldığı düşünülürse, Hz. Fatma’nın 18-20, Hz. Ali’nin de 23-25 yaşlarında iken evlendikleri ortaya çıkar. Dolayısıyla sünnete uygun olan evlenme yaşı veya çağı da budur. Öte yandan Hz. Peygamber de ilk defa 25 yaşlarında evlenmiştir. Çocukların evliliklerinde en az bu yaşlar ölçü alınmalıdır.

Bütün bu rivayetler göz önüne alındığında Kur’an ve Hz. Peygamber’in, insan yerine konmayan, katledilen kız çocuklarını ve ezilen kadınları korumak için geldiği de anlaşılıyor. Bu nedenle Kur’an ve Peygamber’in alkışlanması gerekir. Konu bu açıdan değerlendirildiğinde Kur’an ve Hz. Peygamber ’in küçük yaştaki kız çocuklarının evliliğine izin verdiğini söylemek hem İslâm’ın ruhuna aykırıdır hem de mümkün değildir. Buna rağmen bu ölçülere uymayan evlilikler de yapılmış olabilir. İnsan fıtratına ve onuruna aykırı bu evliliklerin İslâm’a yamanması doğru değildir.

Dolayısıyla İslâm kız çocuklarının dokuz yaşına, erkek çocukların on iki yaşına gelince evlenmelerini asla emretmemiştir. Aksine gençlerin kendilerini evliliğe hazır hissetmelerinden sonra evlenmelerini tavsiye etmiştir. Hatta buluğ çağına gelmiş kızını zorla evlendirmek isteyen babaya Hz. Peygamber müdahale ederek evliliğe engel olmuştur (bk. Nesâî, ‘Nikâh’, 36; İbn Hanbel, Müsned, 1/364). Ayrıca gençlerin evlenme çağına gelmeleri evlenmek için yeterli değildir. Reşit olmaları şarttır. Reşit olmak, aklı eren, evliliğin ne demek olduğunu bilen, işlerini düzgün yapan, malını koruyan ve sorumluluk sahibi olan kimse demektir. Böyle bir anlayıştan çocuk evliliklerine onay çıkmaz… Hz. Aişe’nin 9 yaşında evlendiği rivayetleri de sağlıklı değildir…

Hiç kimse savaşın ve ganimet kültürünün egemen olduğu, insan gücüne ihtiyaç duyulduğu dönemlere ait alışkanlıkların oluşturduğu çarpık uygulamaları İslâm’a yamamaya kalkmasın. Çünkü akla, mantığa ve fıtrata uygun olmayan her şey, Kur’an’a da İslam’a da uygun değildir. Küçük yaşta evlendirilen çocukların durumu da böyledir. İslâm çocuk evliliklere izin vermez…