Ekonomik Kriz

Yayınlama: 13.09.2026
A+
A-

Her birimizin günlük hayatta kullandığı bir kavram olan kriz kelimesi dilimize Fransızca (Crise) kelimesinden geçmiştir.  İngilizcede de (Crisis) olarak kullanılır.  Bu dillere de Latince hüküm, karar verme anlamında ki (Krisis) kelimesinden geçmiştir.

İlk zamanlarda hastalığın iyileşmesi veya kötüleşmesi arasında ki kritik dönemi belirtmek için tıbbi terim olarak kullanılmıştır.  Günümüzde tıbbın dışında da günlük hayatta sosyal ilişkilerde, siyasi söylemlerde, ekonomik durumu anlatmak için vb. kullanılmaktadır.

Genel olarak, krizi, bir bireyi, grubu veya toplumu etkileyen olumsuz, tehlikeli durum veya olay olarak adlandırabiliriz.

Ekonomide ise beklenmedik bir durgunluk ani ve geçici bir dönem olarak adlandırılır. Uzun süren devamlılık gösteren durumlar kriz olarak adlandırılmamaktadır. Meksika da 1994 yılında, Arjantin de 1999, Güney Amerika da 2002 yılında yaşananlar bunlara örnek gösterilebilir.

Krizler ülkelere ait olabileceği gibi, Asya krizi gibi bölgeselde olabilmektedir. Bölgesel krizlerin domino etkisi yaparak diğer ülkelere ve bölgelere de sıçradığı gözlemlenmiştir.

Ekonomik krizleri analitik biçimde incelediğimiz zaman finansal krizler, bankacılık krizi, döviz krizi, enerji krizi vb. şekilde tasnif edebiliriz.

Günümüzde ekonomik krizler teknik analizlere dayandırılmaktadır.  Teknik analize dayalı olarak; ekonomik büyüme üst, üste 3 dönem negatif olması durumu için kullanılır.

Ekonomik krizlerin oluşma sebeplerini şöyle sıralayabiliriz;

-Likitide bolluğu ve fiyatlarda aşırı yükselme balon oluşması.

-Piyasalarda rasyonel olmayan spekülatif yatırımcı davranışları.

-Riskten kaçmak için piyasada oluşan satış dalgası.

-Yüksek faiz fırsatlarından faydalanmak için varlıkların elden çıkarılma davranışı.

-Cari açıklar.

-Kamunun veya özel sektörün borçlarını çevirememesi.

Ekonomik krizin toplumda belirtileri ise şöyle sıralanabilir;

-Faizler artar,

-İşsizlik artar.

-Milli para değer kaybeder.

-Enflasyon yükselir.

-Bireylerin satın alma gücü düşer.

Krizlerden kurtulmak için, kriz masaları oluşturulur. Liyakatli kişiler buralarda görev alırlar. Uygulayacakları kısa, orta ve uzun vadeli programı belirleyip kamuoyu ile paylaşırlar. Toplumun inancını ve güvenini sağlarlar. Alacakları ekonomik ve mali kararlara toplum ve işletmeler uyar. Krizden çıkılmış olur.

Sonuç olarak, biz bireyler olarak basiretli ve rasyonel karar alıcıları ön planda tutup onlara prim vermeliyiz. İrrasyonel davranış sergileyen, sloganlar ile ekonomi yöneteceklerden kaçınmalıyız. Daima her krizin acı reçetesi vatandaşa çıktığını unutmamalıyız.

Gelecek yazılarımızda görüşmek üzere, hoşçakalınız.