Bir Karadeniz Dönüşü…

Yayınlama: 03.09.2026
A+
A-

BİR KARADENİZ DÖNÜŞÜ…

Şol gökleri kaldıranın,
Donatarak dolduranın,
Ol deyince olduranın,
Doksan dokuz adıyla

Kardeşim Salih’le beraber ana baba ziyaretindeyiz.

Epeyce zamandan beri bu mevsimde memlekete gitmemiştim. İmkân hasıl oldu, ağustosun ilk yarısında memlekette bulundum. Tam anlamıyla olmasa da sıla-i rahim yaptım.

Büyüdüğüm topraklarda bulundum, eş dost ziyareti yaptım, dertler dinledim, dualar ettim, dualar aldım, rahatladım; iliklerime kadar ferahlık yayıldı. Bilmediğim birçok ayrıntıyı öğrendim. Eski günleri tekrar yaşadım. Burnuma harman kokusu değdi.

Fındık hasıllamak (toplayıp satılacak hale getirmek) ne kadar kolaylaşmış. Kıyı köşe hariç, daldan fındık toplanmıyor. Silkelenip yerden toplanıyor. Üç kişinin toplayacağını bir kişi topluyor. Sonra fındıklar araba ile taşınıyor. Katırlara ya da insan gücüne ihtiyaç yok. Kurutup, harman dövüp elekten geçirme, arkasından seçip yeniden kurutma işi patoza verip kurutma ile bitiyor. Bir de hafiften seçme var, o kadar! Ta kış ortasına kadar süren fındık soyma da yok. Tabii o zaman içerisinde gidiş gelişler, muhabbetler, yardımlaşmalar da yok.

Her kolaylık bir tembelliği getirmiş. Gençler bahçeye gitmek istemiyor, “Çok zor fındık toplama” diyorlar.

Karadeniz insanı koşarak yaşıyor, iniş çıkışlar bunu gerektiriyor. Fıkra gibi olaylar gerçekleşiyor. Kardeşim anlattı. Karşı köyde Kur’an okunmuş. Çocuklar, babaları için okutmuşlar. Görevdeki imam izinde olduğundan Kur’an’ı 30 yıl köyde imamlık yapan, eski imam okumuş. Dua yaparken babanın ismi yanlışlıkla atlanmış. Bu, olay olmuş. Aile Kur’an’ı haftaya tekrar okutmuş. Bu, cehle doğru hızlanan bir gidişatın bariz bir örneği.

Dikkatimi çeken, bol bol dedikodu… Hem ölü eti yeniyor hem de kardeşin hoşlanmayacağı ifadeler kullanılıyor. Bu da bilgisizlikten kaynaklanmıyor mu? Rabbim şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Zannın bir kısmı(dahi) günahtır. Tecessüs etmeyin, birbirinizin özelini araştırmayın; birbirinizin gıybetini yapmayın, arkasından konuşmayın. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemeyi ister mi? (Nasıl da) tiksindiniz? Allah’tan korkup sakının. …” (Hucûrat/12)

Karadeniz’de işçilik çok pahalı. Herkes kendi bahçesini temizleyip fındığını toplamaya gayret ediyor. Bir bakıyorsun bir polis, bir öğretim görevlisi, bir savcı iş kıyafetini giyinip, sırtlanıp kırkma motorunu, çalışıyor. Hava sıcak ve nemli. Çalışanlar sudan çıkmış gibi dönüyor evlerine. Hemen banyoya… Babamı hatırladım. Günde iki defa yıkanırdı. Aynı vaziyet… Ama şimdi su olmayan ev yok. Eskiden su da kıttı.

Karadeniz insanı, her ihtiyaca bir cevap arıyor. Eskisi kadar olmasa da yardımlaşma devam ediyor. Demirel’in “Demokrasilerde çareler tükenmez.” sözünü çok kullandım. Devlet suyu gelmeden, her aile, kendi imkanları ile gözelerden bağlayarak evine su almıştı zaten.

Köylerde ekmekçi, sebzeci, dondurmacı dolaşıyor. İnsanlar kapısının önünde alış verişini yapıyor. Biraz pahalı olsa da iyi bir şey.

Bardaktan boşanırcasına yağmur da yağdı ben oradayken. On beş dakika, kapının önündeki arabaya binemedik. Arabadaki de eve gelemedi. Deneseydik iliklerimize kadar ıslanırdık. Tabii denemedik, Rabbimizin izin vermesini bekledik.

Köyümüzün su değirmeni hâlâ çalışıyor. Rahmetli babam cereyanlı değirmeni yapınca su değirmenini ihmal etmeyeceksiniz vasiyetinde bulunmuştu. Şükür, değirmen çalışıyor. Bir önceki muhtar kardeşim Salih Bayrak, değirmenin iyi bir onarımı yaptırmıştı. Güneş enerjisi paneli koyarak elektriğini de yapmıştı. Bu gidişimde elektriğin hâlâ yanıyor olduğunu gördüm.

Yağmur yağdığında, sular değirmenin oluğunu doldurduğunda, çarklar döndüğünde un öğütülebiliyor. Yörede yetiştirilen mısırlar burada un haline getiriliyor. Hiçbir ücret alınmıyor. Çevredeki bütün köyler istifade edebiliyor. İlk gelen sırayı kapıyor. Geliş sırasına göre öğütme işlemi sürüyor.

Yeni muhtar amcaoğlum Ömer Bayrak da hizmete devam ediyor. Değirmenin büküne(düz arazi) gayet şık bir çeşme, bir de tuvalet yaptırmış. Ayrıca mescit inşası devam ediyor. Yan duvarları yapılmış, çatısı kapatılmış. Devamı hayırseverleri ve namaz aşıklarını bekliyor. Burası tam bir mesire yeri. Yağmurlu havalarda ununu öğüt, sohbetini yap, ibadetini yap. Güneşli havalarda şırıl şırıl akan, tertemiz suyun kenarında piknik yap, Allah’a şükret. Yeşilin içindesin. Araba yolu değirmenin kapısına ulaşıyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun.

Ayrıca değerlendirilebilecek Küpbeki, Evliya Boğazı var; araştırılabilir, değerlendirilebilir. Sonra denizi gören, vadiye yüksekten bakan, her noktası ayrı güzel hatta muhteşem tepelerimiz var. Buralarda yazı başka, kışı başka; yağmuru başka, güneşi başka tatta; insanı rüya âlemine taşıyacak mekanlar kurulabilir. Zeki ve çalışkan Karadeniz insanının elinde özlenen mekanlar haline gelebilir. Neden olmasın? Emekli olanlar rahatı değil; tertemiz havayı, tatlı suyu, yeşili tercih ederlerse ikinci baharları değerlenir.

Karadeniz yamaçlarında mutluluk saçan mekanlar görmek dileğimle, herkese sıla-i rahimi tavsiye ediyorum.

“… kendisine hürmet göstererek birbirinizden dileklerde bulunduğunuz (Allah adına senden istiyorum, dediğiniz) Allah’tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının. …” (Nisa / 1)

“Kim rızkının bollaştırılmasını ve ecelinin geciktirilmesini (ömrünün uzatılmasını) arzu ederse, akrabalık bağlarını korusun (sıla-i rahim yapsın).” Hadis-i Şerif (Buhari)

Tirebolu / Akıncılar Köyü