Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Samikale ve Ablak Taşı
Bazı köyler; dağları, taşları, çeşmeleri, yolları ve mezarlarıyla büyük bir kültürel hafızayı taşırlar. İşte Erzurum’un Narman ilçesine bağlı Samikale’yi sıradan bir Anadolu köyü olmaktan çıkaran yalnızca tabiatı yahut coğrafyası değil, Anadolu irfanının güçlü seslerinden Âşık Sümmanî’nin doğduğu köy olmasıdır. Çocukluğunu geçirdiği, çobanlık yaptığı, şiirinin ve gönül dünyasının ilk mayasını aldığı ve nihayet ebedî istirahatgâhına kavuştuğu yer olması dolayısıyla Samikale’nin taşı, toprağı ve insanı, Sümmanî şiirinin görünmeyen dipnotları gibidir.
Sümmanî (1860-1915), Narman ilçesine on iki kilometre uzaklıktaki Samikale köyünde dünyaya gelir ve aynı köyde vefat eder. Türbesi de yine Samikale köyündedir. Asıl adı Hüseyin olan Sümmanî’nin çocukluğu köyünde çobanlıkla geçer. On bir yaşında iken Ablak Taşı mevkiinde hayvanları otlattığı sırada uyurken rüyasında kendisine pirler eliyle bade içirilir. Uykudan ayıldıktan sonraki ilk koşmasında bu durumu aşağıdaki şekilde belirtmiştir:
“Okudum harfini zihnim bulandı
Yaralarım göz göz oldu sulandı
Baktım çar etrafa kadeh dolandı
Nuş ettim pirlerin badesin tek tek”
Her yıl genellikle ağustos ayında Narman’ın Samikale köyünde, Âşık Sümmanî Baba’yı anmak, anlamak ve âşıklık geleneğini günümüz ozanlarıyla devam ettirmek amacıyla “Sümmanî Baba Şenlikleri” düzenlenmekte; böylece Sümmanî’nin hatırası, şiirleri ve nasihatleri yaşatılmaya çalışılmaktadır.
Bu yıl da Sümmanî Baba Şenlikleri, Erzurum Valiliği İl Kültür Müdürlüğü, Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Narman Kaymakamlığı, Narman Belediyesi ve Bursa Yıldırım Belediyesi’nin katkılarıyla 16 Ağustos 2026 Pazar günü, Narman’ın Samikale köyündeki Ablak Taşı mevkiinde yine coşkulu bir şekilde icra edildi.
Etkinliğin özellikle Sümmanî Baba’nın doğup büyüdüğü Samikale’de ve Ablak Taşı’nda yapılması büyük önem arz etmektedir. Bu yüzden Ablak Taşı’nın çevresinde toplanan kalabalığı yalnızca bir “şenlik kalabalığı” olarak görmek yerine buradaki derin bir sosyolojik hadiseyi anlamak gerekir.
Çünkü burası sadece bir etkinlik alanı değildir. Sümmanî’nin çocukluğunun, çobanlığının, rüyasının ve âşıklığa ilk adımının hatırasını taşıyan bir mekândır. Dolayısıyla Ablak Taşı, Sümmanî’nin hayatında sıradan bir coğrafi mevki değil, onun sanat ve gönül dünyasının oluşumunda sembolik bir yere sahiptir.
Program Hazırlıkları
Şenlik kapsamında bir gün önce Narman Belediyesi organizasyonunda güreşler, at ve buzağı yarışmaları düzenlendi. Akşam ise daha çok Narmanlı sanatçılardan oluşan dört-beş kişi, Narman meydanında konser verdi.
Narman yolundan Samikale köyüne kadar giden yolun bir hafta öncesinden şenlikler için adeta otoban gibi hazırlanması, yalnızca bir belediyecilik hizmeti olarak görülmemelidir. Bu çalışma, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’in kültürel mirasın korunmasına yönelik önemli bir katkısı olarak da değerlendirilmelidir.
Kültür yalnızca devlete bırakılırsa bürokratikleşebilir; yalnızca birkaç gönüllünün omuzlarına bırakılırsa zaman içerisinde yorulabilir. Anadolu’nun yetiştirdiği insanların büyük bölümü eğitim, ticaret ve meslek hayatları sebebiyle doğdukları coğrafyalardan ayrılıyor. Ancak çok az kimse, kazandığı imkân, tecrübe ve sosyal sermayenin bir bölümünü yeniden doğduğu topraklara taşıyabiliyor.
Sümmanî Baba Şenlikleri’nin son yıllarda kazandığı ivmenin artmasının önemli sebeplerinden biri, köyüne vefa hissiyle hareket eden insanların sivil gayreti; bir diğeri ise özellikle iş insanı Dr. Erkan Aydın’ın son zamanlarda kendi köyüne ve Sümmanî mirasına ısrarla sahip çıkmasıdır.
Dr. Erkan Aydın’ın ilahiyatçı kimliği, iş dünyasındaki faaliyetleri ve yıllar içerisinde oluşan geniş sosyal çevresini yalnızca şahsî bir imkân olarak görmeyip doğduğu köyün kültürel mirasına tahsis etmesi; devlet, siyaset, bürokrasi, iş dünyası ve toplumun farklı kesimlerinden insanları Samikale’de, Sümmanî’nin hatırası etrafında buluşturmasına önemli katkılar sağlamaktadır.
Şenliklere yöneticilerin, siyaset ve bürokrasinin farklı kademelerinden isimlerin iştirak etmesi, Valiliğin ve devlet erkânının ilgisi; Sümmanî Baba’nın artık yalnızca yerel bir anma konusu değil, Erzurum’un kültürel mirasının önemli bir unsuru olarak ele alındığını göstermektedir.

Anma Programı
Programın 16 Ağustos saat 11.00’de başlayacağı ilan edilmesine rağmen, protokolün alana teşrif etmesiyle ancak 11.45 civarında başlayabildi.
Açılışta dünya Kur’an-ı Kerim okuma birincisi Mustafa Kızılcaoğlu, güzel okuyuşuyla bizlere bir ihtar gibi gelen, mealen “Ahirette sizden makam, mevki, altın ve gümüş değil, selim bir kalp istenir.” anlamındaki ayet-i kerimeyi okudu.
Programda on dört halk ozanı sahne alarak Sümmanî Baba’nın eserlerini, şiirlerini ve türkülerini icra etti.
“Sümmani bihaber vardığı rahtan.
Gönlüm dur olmadı hicrandan ahdan.
Her ne ister isen iste Allah’tan.
Derden deva görme kul kapısını.”
Bu anlayış doğrultusunda Sümmanî’nin eserleri, programa katılan âşıklar tarafından yeniden icra edilerek “Sümmanî’yi anmak” ile “Sümmanî geleneğini yaşatmak” arasında bir bağ kurulmuştur.
Âşıklar ikişer ve üçerli olarak sahneye alınarak Sümmanî’nin hayatı veya kendi günlük taşlamaları, düşünceleri üzerinden topluma mesaj vermeye çalıştılar. Halk ozanlarının yaklaşık yarısı dörtlüklerini söyledikten sonra protokol konuşmalarına geçildi.
İlk olarak Samikale köyü adına Dr. Erkan Aydın konuşma yaparak Sümmanî Baba’nın Türk halk kültürü ve Anadolu âşıklık geleneğindeki önemine dikkat çekti.
Organizasyonun en anlamlı taraflarından biri de Sümmanî’nin torunu, 1937 doğumlu, doksan beş yaşları civarındaki Hüseyin Sümmanioğlu’nun ihtiyar hâliyle yaptığı kısa selamlama ve teşekkür konuşması oldu.
Erzurum Valisi Aydın Baruş da konuşmasında özellikle Sümmanî Baba’nın mirasının yalnızca geçmişe ait bir hatıra olmadığına; Anadolu âşıklık geleneğinin ve gönül kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine vurgu yaptı.
Halk Ozanlarının Sitemi
Diğer altı-yedi protokol konuşmacısı ise orada bulunduklarını, faaliyetlerini ve varlıklarını adeta bir reklam formatında anlattıktan sonra saat 13.00 civarında alandan ayrıldı.Protokol ile beraber katılımcıların çoğunun da alandan ayrılması, sırası gelmemiş ve daha sonra sahneye çıkacak halk ozanları açısından burukluk oluşturdu.
Daha sonra birebir konuştuğum halk ozanları, kendilerine değer verilmediğini, halk ozanlarının çoğunun yokluk ve sıkıntı içerisinde yaşadığını söylediler. Bir yere davet edilmediklerini, davet edildiklerinde ise yemek parası kabilinden ufak tefek harçlıklar verildiğini ifade ettiler. Buna karşılık belediyelerin sağını solunu sallayan “sanatçı” diye nitelendirdikleri bazı isimlere milyonlarca lira harcadığından sitemle bahsettiler.
Bu bağlamda halk ozanı Sıtkı Eminoğlu’nun sahneden söylediği şu dörtlük, kulaklara küpe olacak güzel bir taşlama niteliğindeydi:
“Kimisi hapçıdır, kimisi topçu
Kimi esrar içer, kimisi hapçı
Kıçını sallayan oldu sanatçı
Bizi bitirdiler, haberin olsun.”(1)
Bu dörtlük, halk ozanlarının günümüzde yaşadığı değersizlik hissini oldukça çarpıcı bir biçimde ortaya koymaktadır.
Sümmanî’yi Anmak, Sümmanî’yi Anlamak
Derinliği ve mesajları itibarıyla Sümmanî Baba Şenlikleri’nde halkla beraber şehrin entelektüel, okuyan, yazan ve düşünen insanlarına da mesaj ve ufuk verilmeye çalışıldı.
Ancak maalesef protokol dışında şehrin okuyan-yazan münevverlerinin, entelektüellerinin, üniversite hocalarının, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin, üniversitelerin, sosyal bilimcilerinin, tarihçilerinin, yazar ve çizerlerinin, sanatçılarının ve müzisyenlerinin Sümmanî Baba gibi şehrimizin önemli bir değerine yönelik anma etkinliğine yeterince iltifat etmediklerini ve katılım göstermediklerini gözlemledim.
Halbuki Sümmanî Baba’nın kıymeti, tanınırlığı ve bilinirliği son yıllarda Erzurum’u ve Türkiye’yi aşmıştır. Sümmanî’nin adı ve eserleri ülke genelinde her geçen gün daha geniş kitlelere ulaşmaktadır.
Özellikle Grup Abdal’ın,
“Ervah-ı ezelde levh ü kalemde
Bu benim bahtımı kara yazmışlar
Bilirim güldürmez devr-i âlemde
Bir günümü yüz bin zâra yazmışlar”
eserini seslendirmesinden sonra Sümmanî’nin şiirlerinin bilinirliği geniş halk kesimlerine de yayılmıştır.
Gelecek Programlarda Ne Yapılabilir?
Sümmanî Baba’yı yalnızca belirli günlerde türkülerini söylediğimiz bir halk ozanı olarak görmek eksik bir yaklaşım olacaktır. O; şiiri, irfanı, aşkı, tasavvufî yönü ve âşıklık geleneğiyle ele alınması gereken çok daha büyük bir kültürel şahsiyettir
Bu nedenle Sümmanî Baba Şenlikleri’nin önümüzdeki yıllarda daha da derinleşmesi gerekir. Sümmanî’yi anmak yetmez; Sümmanî’yi anlamak ve Samikale’nin hafızasını geleceğe taşımak gerekir.Sümmanî Baba etkinliği, “şenlik” olmaktan çıkarılıp “Sümmanî Baba Kültür Günleri”gibi daha kapsamlı (uluslararası ) bir yapıya dönüştürülebilir.
Sahne, protokolün kendisini anlattığı bir yer olmaktan ziyade Sümmanî’nin sözünün duyulduğu; âşıkların, araştırmacıların, edebiyatçıların, tarihçilerin, akademisyenlerin ve gençlerin buluştuğu bir kültür meydanına dönüşmelidir. Sümmanî’nin adı altında yapılan bir etkinliğin merkezinde yine Sümmanî bulunmalıdır.
Üniversiteler davet edilmeli, Sümmanî’nin şiir dünyası akademik oturumlarda ele alınmalı, âşıklık geleneği gençlere anlatılmalı, Samikale’nin sözlü tarihi kayıt altına alınmalı, köyün yaşlılarının hatıraları derlenmeli ve Sümmanî üzerine yapılan çalışmalar yeniden doğduğu toprağa taşınmalıdır.
Böylece Samikale köyü yalnızca yılda bir gün insanların geldiği bir şenlik alanı değil, yaşayan bir “Sümmanî Kültür Merkezi”hâline gelebilir.
Örneğin gelecek yıllarda:
Son Bir Not
Sümmanî Baba Şenlikleri kapsamında düzenlenen etkinliklerin, Sümmanî Baba’nın vermek istediği mesajların ruhuyla ve onun temsil ettiği kültürel anlayışla uyumlu olması da önemlidir.
Bu noktada, şenliklerin eğlence boyutuyla kültürel ve irfanî boyutu arasındaki dengenin korunması gerektiğini düşünüyorum.Özellikle Narman meydanında gerçekleştirilen konserlerde sahne alan bazı sanatçıların sahne kıyafetleri ve sunumlarının, Sümmanî Baba’nın temsil ettiği kültürel ve mânevî atmosferle daha uyumlu hâle getirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Çünkü Sümmanî Baba’nın adını taşıyan bir etkinlikte eğlence elbette olabilir; ancak eğlencenin, etkinliğin asıl amacı olan Sümmanî’nin şiirini, irfanını, aşkını, tasavvufunu ve âşıklık geleneğini gölgede bırakmaması gerekir.
SONUÇ
Sümmanî Baba Şenlikleri, artık yalnızca bir köy şenliği değildir. Samikale, Ablak Taşı ve Sümmanî Baba Türbesi etrafında oluşan bu kültürel miras, Erzurum’un ve Türkiye’nin önemli halk kültürü değerlerinden biridir.
Önümüzdeki yıllarda yapılması gereken, bu mirası yalnızca yılda bir gün hatırlamak değil; Samikale’yi yaşayan bir Sümmanî kültür havzasına dönüştürmektir.
Devletin ve belediyelerin desteği, sivil toplumun gayreti, iş insanlarının vefası, akademisyenlerin çalışmaları, sanatçıların katkıları ve özellikle gençlerin katılımı bir araya getirilebilirse Sümmanî’nin sesi çok daha geniş coğrafyalara ulaşacaktır.
Sümmanî’yi yaşatmak, yalnızca onun türkülerini söylemek değildir. Sümmanî’yi yaşatmak; onun sözündeki irfanı, gönül dünyasını, aşkını, hikmetini ve âşıklık geleneğini gelecek nesillere aktarabilmektir.
Samikale’nin taşı, Ablak Taşı’nın hatırası ve Sümmanî Baba’nın türbesi bize bunu hatırlatmaya devam edecektir.