1949 ve 1971’de Çan’da Gıda Denetimi

Yayınlama: 28.07.2026
A+
A-

Yerel gazetelerin neden yayınlandığına dair sorulan soruya herkes farklı bir cevap verebilir. Sahibi, çalışanı, kentin politikacıların, iş insanları, aydınlarının vereceği cevaplar farklıdır. Yerel gazeteler herkes için bir anlam ifade eder ve herkes için fayda üretir.

Ama yıllar sonra o gazetelerin ne işe yaradığı, en çok kimlerin faydalandığı konusundaki sorunun cevabında bu kadar geniş bir kitle yoktur. Yerel gazeteler, onlarca yıl sonra en çok tarihçilerin ilgisini çeker. Kenttin sosyal hayatı, ekonomik gelişmeler, belediye faaliyetleri gibi sayısız konuda, çılgın ayrıntılar vardır. Kentin vakanüvisi varmış da yaşananları gün gün kaleme almış gibi kayıt tutulmuştur.

Yerel gazeteler kentin hafızalarıdır.

Çan’ın 1970’lerdeki gazetelerinden biri olan Vatandaşın Hür Sesi de böyle bir gazete. Bu yazıda, açıkta satılan gıdalarla ilgili 1949 ve 1971 yıllarında Çan’da neler yaşandığını aktaran bir alıntı yapacağım.

Yazı imzasız ama muhtemelen gazetenin sahibi Hasan Sabri Güzeycan’ın kaleminden çıkmış. Yazar önce 1949’dan bir anısını sonra da gazetenin yayınlandığı günlerde yaşanan gelişmeleri aktarıyor. Konu açıkta satılan gıdalar…

9 Ağustos 1971 tarihli gazetedeki “Geç de olsa kıvanç verdi bize” başlıklı yazıyı okuyalım:

“Bu bir fıkra değil hakikattir:

Takvimler 1949 yılını gösteriyordu. Bir vatandaş Çan’da karpuz sergisi başında 6 nüfus efradı ailesinin geçimini sağlamak için çırpınıyordu. Kendisine o zamanın Belediye Zabıta Memuru tebelleş olarak bir türlü vazgeçmiyordu. En azından günde üç sefer gelerek “Karpuzların üzerine camekân yapacaksın, Belediye Reisinin emri, açıkta karpuz satması yasak… Hakkında zabıt tutarım” diye tutturmuştu. Vatandaş dayanamayarak nihayet karpuza camekânı yapmış, “Senin Reisin karpuzu kabukla mı yiyor eğer böyle ise derhal camekân yaptırayım” dediği hâlâ hafızamdan silinmiyor. Hâlbuki bugün Çan’ın pazarında, toz toprak içerisinde açıkta köfteler, balıklar kızartılıp vatandaşlara çardak altlarında yedirilmektedir. Açıkta tahin helvaları ve benzeri maddeler satıldığı halde hiçbir ilgili ilgilenmemektedir.

Keza kahvelerde, çatlak kahve fincanları, yarık tabaklar kullanılarak vatandaşlara kahve ve çay verildiği açıkça ortada iken bir görevli çıkıp da sorduğu bile yoktur.

Bizi sevindiren geç de olsa bundan bir kaç hafta evvel sayın doktorumuzun yanında zabıta memuru olduğu halde gazoz haneyi, berber dükkânını bir de kahvehane ile bir kaç kasap dükkânını kontrol ve teftişi bile bize kıvanç verdi. İnşallah bu kontrol ve teftişler sık sık devam eder.”

Ayrıntılı olarak inceleme fırsatı bulduğum Biga gazetelerinde de belediyeleri eleştiren birçok yazı var. Sinemalardan kahvehanelere, çöplerden gazozların kalitesine kadar birçok konuda bol bol haber ve yazının olduğu bu gazeteler hakkında bizim bölgemizi inceleyen çalışma yok denecek kazar az. Çanakkale yerel basını hakkında iki kitap, iki tez, birkaç da makale var. Özellikle tarih bölümü öğrencilerinin bu konuya yönlendirilmesinin, bölgemizin yakın tarihi hakkında zengin bir kaynağın gereğince kullanılmasını sağlayacağını inanıyorum.