Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Günün hengamesi içinde bazen öyle anlar yaşarız ki gayriihtiyari duraksarız. Bazen tam bir derdin cenderesindeyken önümüze düşen bir kitap sayfası, bazen zihnimiz bir dostun adıyla meşgulken aniden çalan bir telefon, bazen de “Tam zamanında geldin” dedirten karşılaşmalar… İnsanoğlu çoğu zaman bu anları geçiştirmek için kolay bir kelimeye sığınır: Tesadüf.
Oysa biraz durup kelimelerin derinine indiğimizde, hakikatin o kadar da başıboş olmadığını görürüz.
Arapça kökenli bir kelime olan tesadüf, kelime anlamıyla kastsız, planlanmamış ve kör bir denk gelişi ifade eder. İşin içinde bir irade, bir akıl yahut önceden kurgulanmış bir niyet yoktur. Zaten bu yüzden tesadüf algısı soğuktur; insana sahipsizlik hissettirir.
Oysa hayatın dokusuna biraz daha dikkatle bakan bir göz, tesadüfün o soğuk yüzü yerine başka bir kavramla karşılaşır: Tevafuk.
Tevafuk; birbiriyle tam bir uyum, paralellik ve denklik içinde bulunma halidir. Fakat buradaki denk geliş rastgele değil, arkasındaki ortak iradenin parçaları aynı noktada buluşturmasıyla gerçekleşir. Biri sahipsizliği çağrıştırırken, diğeri ilahi bir kurguyu ve görünmez bir eli fısıldar.
Akıl ve mantık penceresinden baktığımızda da durum farklı değildir. Bir matbaa patlasa, harflerin rastgele havaya saçılmasıyla mükemmel bir edebiyat eserinin ya da bir sözlüğün meydana gelmesi imkânsızdır. Tohumun toprağa düşüp tam da ihtiyacı olduğu mevsimde suyla buluşması, gezegenlerin hassas yörüngelerde birbirine çarpmadan dönmesi tesadüfle açıklanamaz.
Peki, kainatı bir kenara bırakıp kendi küçük dünyamıza döndüğümüzde; samimi bir insanın, yaşanan olaylara “tesadüf” demesi ne kadar doğrudur?
Aslında hiç doğru değildir. Zira inanan bir insan için kainatın ve insan hayatının her milimetresi ilahi bir kalemle çizilmiştir. “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” kelamı gereği, bir yaprağın dahi başıboş düşmediği bir düzende, hayatımıza dokunan olaylara kör bir rastlantı muamelesi yapmak; tablonun ressamını unutmak demektir.
Elbette günlük dilin alışkanlığıyla, kasıt taşımadan dile dökülen kelimeler insanı mesul etmez. Ancak dil, zihnin ve kalbin aynasıdır. Kelimelerimizi terbiye etmek, kainatı okuma biçimimizi de güzelleştirir.
Hayatımızdaki tatlı denk gelişlere “tesadüf” deyip geçmek yerine; “Ne güzel bir tevafuk”, “Rabbim denk getirdi” ya da “Kısmetmiş” diyebilmek, hayatın arkasındaki şefkatli dokunuşu hissetmenin ilk adımıdır.
Doğu hikmetinin o köklü sözünde ifade edildiği gibi: Kaderde tesadüfe tesadüf olunmaz. Bizim tesadüf sandığımız her şey, aslında vakti saati geldiğinde tecelli eden ince birer mühürden ibarettir.