Renkler Çalınırken…

Yayınlama: 05.07.2026
A+
A-

Dünyanın taşıyamayacağı kadar bilgi birikti. Yük ağır, kafalar karışık. İroniye bakın ki dünyaya ağır gelen bu yük bir profesyonelin cebine sığıyor.

Düne kadar bir kavramsala atıf için kullanılan bu tanımlamanın şimdiki “chip” haliyse geleneksel algılar için tam bir trajedi olmalı…

Sanayi devrimi sonrası mekaniğin ana teması emek/sınıf/sermaye çelişkisiydi. İlginçtir: Bu çelişkiyi üreten ve kollayan da vahşi kapitalizmin ta kendisiydi. Varoluşu için kendi karşıtını üreten bu meknizmanın arka planına ait bilgiyi henüz öğrenmek üzereyken algoritmaların görünmez, karmaşık ve inanılmaz hızına yakalandık.

Değişen yaşam tarzlarıyla birlikte inançlar, gelenekler, teamüller, kutsallar, kimlikler, cinsiyetler tartışılmaya başlandı. Nihilistik görünümlü ama ‘nihili’ kontrol edilebilir formatta ve gerektiğinde yeniden dönüştürülebilir bir kuşak kurgulandı, kurgulanıyor.

Yetişkinlerin durumu daha acıklı. Gitgide yüzeyselleşen itirazları günü kurtarmaktan başka işe yaramıyor. Örneğin: Dünün İslamcısı, milliyetçisi, solcusu; bugün kendini “liberal sol”, “milli sol”, “demokratik sol”, “Kemalist sol” diye tanımlamak için çırpınıyor. Marksizmin siyasi denkleminde olmayan, ayrıca felsefi temelden yoksun bir dalgalar serisiyle sürüklenen bu romantikler için ne demeli kestiremiyorum.
Bu çalkantılı süreci, ters görünümüyle bütün kesimler sıcağı sıcağına yerleşik “gerçeklikleriyle” çelişmeyi göze alarak yaşıyorlar.

“Otorite karşıtlığı” heyecan verici bir itki sunuyor romantiğe… “Bana sövebilirsin” izni vererek kendine “kahrettiren” emperyalist için romantiğin “anti” refkeksi bayağı eğlenceli olmalı…

Gökkuşağından renkler çalınırken bir şeyler fark edemiyorsak çok yazık!

Hani sınıf tarihin motoruydu!?